TÜRKİYE’DE ANAYASA(1) HAREKETLERİ ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN İLK ANAYASALARI

Body: 

“İnsanlara oldukları gibi muamele edersek, onları daha kötü kılarız; eğer

onları olması gerektiği gibi ele alırsak, olabilecekleri kadar iyi yaparız!”

GOETHE

I-OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ

A)GİRİŞ

Osmanlı Devleti’nin devlet ve hükümet şekli başlangıçtan Fatih’e dek seçimli monarşi idi. Osmanlı Hanedanından erkek çocukların en yetenekli görünenleri devletin başına getirilirdi. Fatih döneminde saltanat, babadan en büyük çocuğa, I.Ahmet’ten sonra da Hanedanın en büyük erkeğine geçmeye başlamıştır.

Osmanlılarda devlet, bir kişinin varlığı ile temsil edilirdi. Hükümdar; her şeyin başı, her şeyin sahibidir. Devletin kişiliği ile hükümdarın kişiliği birleşik durumdadır. Yani hükümdar devlet demektir ve bütün devlet organları bu esasa göre şekillenmiştir. Yavuz Selim’in Mısır seferinde “Hilâfeti” devralması ile Osmanlı hükümdarları hem gerçek, hem de dinsel iktidarı üzerlerinde toplamışlardır. Böylece bir Türk-İslâm Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu, siyasi yapı bakımından “mutlak” olduğu gibi “Teokratik” bir nitelik taşımaya başlamıştı.(2) Padişahın yetkilerini sınırlandıracak hukuk kuralları ve bu kuralları etkili kılacak hukukî mekanizmalar yoktu. Bütün yetkileri kendinde toplayan padişahın, teorik olarak bu yetkilerini şeriat kurallarına uygun olarak kullanması gerekiyordu. Ama bunların şeriata uygunluğunu etkin şeklide denetleyecek mekanizma yoktu. Padişahın yanında devlet yetkilerinin kullanılmasına katılan görevliler ve organlar(Divan) ortaya çıkmış olmakla birlikte, gerçek bir yetki paylaşılması söz konusu değildi. Çünkü başta sadrazam olduğu halde bütün bu görevliler yetkilerini sadece padişahtan alıyorlardı. Divan ise bir karar organı olmaktan çok, bir danışma organı niteliğini taşıyordu.(3) Padişahın sahip olduğu bu yetkiler bir despot olabilmesine pek uygundu. Bundan dolayı sistem padişahın Divan kararlarına uymak istemesi ölçüsünde Mutlak Monarşi ile Despotluk arasında eğriler çizmiştir(4) ve ahiret korkusu dışında onu sınırlayacak hiçbir güç yoktu.(5)

____________________________________________________

1)ANAYASA’NIN TARİHÇESİ: En küçüğünden en büyüğüne değin her insan topluluğunun bir "statüye" gereksinimi vardır. O topluluğun amaç ve yetkisi böyle bir statü ile şekillenir ve gerçekleşir. Bu statüye “constitution” yani ana kuruluş düzeni denir.

Tarihi ve sosyal koşulların oluşturduğu ulusal bir topluluğun, belli bir ülke üzerinde siyasi örgütlenmesini belirten ve diğer bütün toplulukları içine alan siyasi devletinde bir constitution’u, bir ana kuruluş düzeni olmak gerekir. Onsuz devlet anarşi içinde bir topluluk demektir, daha doğrusu var sayılmaz.

Bu anlamda constitution veya anayasa, devletin temel hukuki yapısı, bir devlet olarak kuran ve yöneten temel kanunların tümü demektir.(H.Nail Kubalı:Anayasa Hukuku Dersleri, İst.1971,s.1)

Bir de anayasa teriminin daha çok üzerine basar göründüğü bir anlam daha var. Anayasa öbür yasaların üstünde, onlardan daha temelli, daha geniş kapsamlı,nerdeyse onları doğuran, onlara analık eden, dayanak olan bir yasa.(Mümtaz Soysal:Anayasanın Anlamı, ist.1979, sh. 4 )

Bu terim yeni değildir; belirttiği anlam eski çağlardan bugüne dek, siyasi düşüncenin konusu olmuştur.

a)Eski çağda bu terim, bugünkü anlamda kullanılırdı. Eski Yunanda (Aristo), devlet düzeninin temelini oluşturan ana kanun ile ona dayanan adi kanunları açıkça birbirinden ayırıyordu. Romalılar da böyle bir ayrım yaparlardı. Ancak yazılı bir duruma getirmeyi düşünmemişlerdir.

b)Constitution terimi, Ortaçağda, kilise hukukunda bazı kuralları belirtmekle beraber, gerçek anlamıyla XVIII.yy.da ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Constitution, iki anlamda kullanılırdı:

-Birincisinde; devletin, uyumlu ve rasyonel örgütlenmesi anlamında.

-İkincisinde; rasyonel bir siyasî örgütün(kurumun)açık bir şekilde belirlenip, saptandığı bir yazılı metin anlaşılırdı. Bunun gerkçesi de, XVIII.yy.da düşünsel hareketler, mutlak monarşiye karşı savaşıyor ve ona karşı birey hak ve özgürlüklerini güvence altına almak istiyordu. Bunda yazılı Anayasa en etkili önlem ve çözüm olarak görülüyordu.

Bu konudaki bütün uğraşılar, yazılı Anayasa yararına sonuçlanmış; önce Birleşik Amerika’da 1787 tarihli ilk Anayasa, daha sonra 1789 Fransız Devriminde yapılan 1791 ve daha sonraki Anayasalarla, insanlık yazılı Anayasalar devrine girmiştir.(Kubalı: a.e, s. 2)

Yalnız bir noktada yanılmamak gerekir; bir devletin kuruluşuyla, genel yapısıyla ilgili işleyiş kuralları, vatandaşlarının temel hak ve özgürlükleri, hep anayasa denilen bir tek metinde gösterilmez. Hatta ortada Anayasa adını taşıyan bir metin bile bulunmayabilir. Bunun en çarpıcı örneği, İngiltere’de olup, orada Anayasa kuralı sayılabilecek kuralların pek çoğu, önemli bazı yaslara, bildirilere, fermanlara dağıtılmıştır. Bunlardan başka, sanki birer Anayasa kuralıymış gibi uyulan, değiştirilirken pek titiz davranılan gelenekler de vardır.(Soysal: a.e, s.4-5)

c)XIX.yy. ve zamanımızda; rasyonel,bireyci ve liberal anlayışı temsil eden yazılı Anayasa geleneği sürmüştür. Bütün XIX.yy. boyunca Avrupa Tarihi, bireyci ve liberal hukuk devletini gerçekleştirmek isteyen hareketler ve mücadelelerle doludur. Bu anlayış, bazı değişikliklere uğramakla beraber, bugün de Marksist dünya dışında aynı özelliğini korumaktadır. Komünist rejimlerde bile, Anayasa birey hak ve özgürlüklerinin, hiç değilse görünüşte bir güvencesi olarak, o rejimlerin bir propaganda aracıdır.(Kubalı ,a.e, .s.3)

Günümüz anayasalarının çoğu ilk A.B.D ve Fransız Anayasalarından etkilenirken, 1848 tarihli Komünist Manifestosu da 1917’den bu yana Marksist toplumların Anayasalarını etkilemiştir. İlk TÜRK ANAYASALARINDA, 1906 tarihli İran ve 1931 tarihli Habeşistan Anayasalarında ise dinci ve gelenekçi tutum ağır basar.

2-Orhan Aldıkaçtı :Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası İstanbul-1970,s.27-29

3- Ergün Özbudun:Türk Anayasa Hukuku Ankara -1988,2.baskı, s.3, Aldıkaçtı, a.e, s.30,

4-Aldıkaçtı, a.e, s.30

5-Aldıkaçtı, a.e, s.31

-Resimler: Google

*Yazılarım www.aytendirier.com kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir.
-Yazının kaynak göstermeden kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Add new comment

Plain text

  • No HTML tags allowed.
  • Web page addresses and e-mail addresses turn into links automatically.
  • Lines and paragraphs break automatically.

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact