ÜLKEMİZ ÇIRILÇIPLAK KALDI

Bir ülkeyi saygın yapan, ülkeyi yönetenlerin ve o yöneticileri seçenlerin ahlaklı, onurlu olmasıdır. Yargı ne kadar bağımsız ise, o ülke o kadar devlettir. Ülkeyi yönetenler ne kadar namuslu ise, o ülke o kadar ciddiye alınır.

Peki, ülke olarak geldiğimiz yer neresi?

Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ülke sınırlarını aşıp, uluslararası boyut kazandı. Şimdi diyorlar ki;

“Bu durum milli bir meseledir(!)..”

Gerçekten öyle mi? Biraz beyin fırtınası yapalım.

Öncelikle Türkiye’nin Amerika’nın ambargo kararına uymak gibi bir mecburiyeti yoktur. İran bizim komşumuzdur. Enerji kaynakları açısından Rusya ve İran’a bağımlıyız. Bu açıdan İran ile yapılan ticarette bir sorun yoktur. Ayrıca Türkiye’nin Amerikan ambargosuna koyduğu bir şerh olduğu, ambargoya itiraz ettiği muhalif ağızlarca da söyleniyor.  Bu birinci durumdur.

İkinci duruma gelince, AKP 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu, operasyonu yapan F-CİA olduğu için, milletin algılarıyla oynanarak mağduriyete dönüştürüldü.  Adı geçen bakanlar korumaya alındı. El konan rüşvet paraları geri iade edildi. Öylesine pervasızdılar ki, polis koydu dedikleri paraları bavullara doldurup almakla kalmadılar. Rüşvet paralarının FAİZİNİ BİLE ALDILAR.  Aslında bu durum millete meydan okumaktır. Bir manada, millete küfretmektir.

O dönem bu ahlaksızlığa fetva veren sözde din adamları sıraya girdi. Sözde din adamı Ali Rıza Demircan, “tapeleri dinlemek haramdır” diye fetva verdi.   Cumhuriyet düşmanı , İslam Enstitüsü mezunu Hayrettin Karaman, Ebucehil’e rahmet okutturup; “Yolsuzluk yapana hırsız diyen iftira atmış olur(!)” Dedi.. Bir AKP’li vekil ise, ahlak ve akıl sınırlarını zorlayarak, rüşvet ve yolsuzlukları, “günah işleme özgürlüğü vardır” diye savundu.

17-25 Aralık sonrasında sözde dindar AKP’liler dinlerine yeni bir anlayış daha ekledi:

“Çalıyorlarsa çalışıyorlar da…” dedi.

Bu süfli, paçoz, ahlaksız yorumu, bir elbise gibi üzerlerine giydiler. Yani, dinlerini(şayet bir dinleri varsa), partilerine feda ettiler.

Bütün kurumlar ehliyetsiz, parti döküntüleriyle dolduruldu. Devletin kurumları, parti kurumu haline geldi. Parti polisi, parti istihbaratı, parti ordusu, parti yargısı… Yani, parti devleti… Ülkemizin sülale devleti haline getirilişini AKP’li vekil Mehmet Metiner Kuran’ı alet ederek savundu. “Kur’an akrabalarını koru-kolla der” dedi. İslam dinini kimse bu kadar pespaye bir şekilde kullanmadı. Kimse Kur’an’ı bunlar gibi bıçaklamadı.

Bu süreçte Teftiş kurulları lağvedildi. Yolsuzluklar-ahlaksızlıklar denetlenemedi. Sayıştay AKP sürecinde işlevsiz bırakıldı.

Muhalefetin kafasından yargı sopası eksik edilmedi. Öyle ki, yakın gelecekte, hakkında dava açılmayan muhalif kalmayacak gibi görünüyor.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken,

Başbakan’ın çocuklarının Malta adasında iş kurduğu ortaya çıktı. Neden? Çünkü Malta adasında vergi yok denecek kadar az. Yani, Başbakan’ın oğlu, kendi ülkesinden vergi kaçırıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin D’si kalsaydı, Binali o saat istifa ederdi. Ayrıca, sözde dava Ergenekon iddianamelerinde, Binali’nin Ulaştırma Bakanı olduğu dönem, şimdiki trilyonluk oğlu için iş adamlarından iş istediğini yazıyordu. Nereden nereye…

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın aile yakınları da, vergi vermemek için adını yeni duyduğumuz MAN Adası’na milyar dolarlık para aktarmış.

Bir ülkede halk sürekli fakirleşirken, tepedekiler sürekli zenginleşiyorsa, o tepedekiler devlet adamı değil, devleti ele geçirmişi kırk harami çetesi demektir.

Bu tabloya göre Türkiye’nin en büyük sorunu  AHLAKİ ÇÖKÜŞDÜR!!.

Ahlaklı bir topluma direnç kazandırıp, milli bir hedefe yönlendirebilirsiniz. Ahlaken çökmüş, birbirine ve devlete olan güvenini kaybetmiş bir toplumu, bir millet olarak ayakta tutamazsınız. O toplum millet olma özelliğini kaybedip, yığınlaşmıştır.

O zaman ne yapalım?

Ülkede üç kesim var. 1. Kesim yolsuzluklara da sahip çıkarak, her şartta hükümetin yanında yer alıyor. Yani, ABD üzerinden AKP’ye bir mağduriyet alanı daha hediye ediliyor.

2. Kesim ise, Erdoğan’dan kurtulalım da nasıl olursa olsun diyor. Irak Halkının bir kısmı da Saddam için aynısını düşünmüştür. ABD Irak’a bir kesim Iraklının işbirliğiyle girdi. Irak’ta 500 Bin çocuk öldürüldü. Binlerce kadın, hatta erkeklere tecavüz edildi. Bütün maddi ve manevi ederleri soyuldu. Kimse bu gerçeği unutmasın.

3. Kesim sanırım benim gibi düşünüyor.

Ben diyorum ki;

1-Rüşvet aldığı iddia edilen Bakanlar ve o dönemin Halk Bankası Genel Müdürü hakkında acilen soruşturma açılmalıdır. Mal varlıklarına el konulmalıdır.

2- Zarrab’ın sanıklıktan tanıklığa geçtiği davanın adı da değişti. Adı; “ABD Atilla’ya Karşı” davası oldu.

ABD Ergenekon Davasıyla milli kuvvetlere “sizi Ergenekon’a hapsediyoruz” mesajı vermiştir. Bu yorumu Ergenekon tezgahı başladığı andan itibaren yazdım. Davaya “ABD Atilla’ya Karşı” adının verilmesi de hemen hemen aynı mesajı içeriyor.

Atilla 5. Yüzyılda Avrupa’da yaşamış, Papa’nın önünde diz çökerek af dilediği Hun İmparatoru’nun adıdır. ABD Türkleri Avrupa’dan kovmayı mı hedefliyor? Yani, yarım kalan 1. Dünya Savaşı’nı tamamlama süreci mi başlatıldı?

ABD PKK’YA SİLAH VERİYOR. Ordu gibi donatıyor. ABD Suudi Arabistan, Mısır ve Arap Emirlikleri ile birlikte Ortadoğu’da yeni bir oluşuma gidiyor. Türkiye Mısır üzerinden terörü destekleyen bir devlet olarak suçlanabilir.

Bu durumda bir taşla çok kuş vurma hesabı yapılıyor diyebiliriz.

Türkiye’nin itibarı sıfırlanıyor. Ülke yönetimi güvenilmez kişilerin elinde diyerek kırılgan olan ekonomisi çökertilebilir.

Biz devletimizi korumak zorundayız. Korumak için de;

Bütün iddiaların Türkiye’de soruşturulması sağlanmalı, yabancıların elinden bu kartlar alınmalıdır.

Devlette aklı başında kalan birileri varsa, bu isimler hükümeti Zarrab davasına Türk Devleti olarak müdahil olmaya ikna etmelidir. Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı’nı Halk Bankası Avukatları savunuyor. Oysa bu davaya acilen Türk Devleti olarak müdahil olmalıyız. Amerika’nın ambargo kararının Türkiye’yi bağlamayacağını açık bir şekilde dillendirmeliyiz.

Rüşvet ve Yolsuzluk iddiaları Türkiye’nin sorunudur.

Türkiye’de ülkesini düşünen tek bir savcı kaldıysa, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturma başlatmalıdır.

AKP ve AKP’nin başındakilerin birazcık aklı olsa, Türkiye’yi korumadan kendilerini korumanın mümkün olamayacağını anlardı. Önce güçlü bir şekilde Türkiye Devleti korunmalıdır.

Aklı başında herkese diyorum ki;

Hükümet edenler Saddamlaşmayı hızlandıran eylemler içinde bulunabilir. ABD Saddamlaştırdığı hükümet üzerinden Türkiye’yi Irak’a çevirmeyi hesap edebilir. Bizler hem ABD’ye, hem de Saddamlaşmaya merak sarıp, Türkiye’yi hedefe oturtan cahillere şunu söylemeliyiz:

BİZ SADDAM’IN VATANDAŞLARI DEĞİLİZ. ÜLKEMİZE OPERASYON HESABI YAPAN HER YABANCI DEVLET KARŞISINDA BİZİ BULUR.

Yazının başlığına gelince;

AKP ABD’li yargıçlarla çalıştı. Ergenekon tezgahını kuracak savcıları ABD’ye gönderip taktik eğitimi aldırdılar. 35 CİA ajanını ülkeye soktular. Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nı kurduklarında, yabancıların Kamu Müsteşarlığı’nda çalışması için yasa çıkardılar. Yani, bağışıklık sistemimize virüs yerleştirdiler. Bütün haberleşmeyi yabancılara teslim ettiler. Türk Telekom özelleştirildiğinde, özelleşme yapılır yapılmaz, kurum içinde İngiliz İstihbarat elemanı yakalandı. Basına 3 kişi olarak yansısa da, gerçekte 7 kişi olduğu söylendi. Yunanistan’ı dinleyip, ABD Konsolosluğu’na yönlendiren İngiliz şirketine bir GSM’İmizi sattılar.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye’de yapılan her eylem raporlandı diyebiliriz. Kısacası;

AKP ve AKP’nin başının siyaseti, ya da siyasetsizliği, Türkiye’yi dünya devletlerinin önünde ÇIRIŞÇIPLAK BIRAKMIŞTIR.

AKP Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ahlaken çökertmiştir. Ahlaksızlığı yapanlardan hesap sorulmadan, SORUMLULAR HAKKINDA DAVA AÇILMADAN, bu ahlaki çöküşü GERİ ÇEVİREMEYİZ.

HT Mansetler

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact