30 Ağustos’u tarihten silmeye kimsenin gücü yetmez

OSMANLI diye diye kafayı yiyen bazı sevdalılar, nedense sorulacak sorulara dahi mantıklı cevap veremiyorlar. Örneğin bu Osmanlı sevdalılarına şu soruları sorsak acaba nasıl yanıt alırız: “Osmanlı’yı Atatürk sildi diyorsunuz. Peki, o halde Osmanlı’nın son 200 yıllık çöküş tarihini ve gerçekleri konuşsanıza?.. Anlatın da dinleyelim bakalım. 5 milyon mecidiye altını dış borç alınarak Dolmabahçe Sarayı yapılırken, Osmanlı idaresinde Atatürk mü vardı?.. Dışarıda halk sefil perişan halde yaşarken, saraylarda altın taht’larda oturan padişahların yaşadıkları tarihlerde hangi toprakları verdiler?.. O zaman içinde Atatürk yönetimde miydi?.. Kıbrıs 1571 tarihinde II. Selim’in isteği doğrultusunda fethedilmişti. Fethin sebebi ise, Suriye, Mısır ve Anadolu toprakları arasında deniz yolu ticaretinin güvenliğini sağlamak idi. Peki sonra ne oldu?..

ABDÜLHAMİT TAHTA ÇIKTI VE KIBRIS BİLEREK İNGİLİZERE VERİLDİ... HADİ BUNU DA İNKAR EDİN DE GÖREYİM SİZİ!.. Sonra ne oldu açıklayalım: Onbinlerce Osmanlı askeri Kıbrıs Adası’nı canı pahasına savaşarak topraklarına katıyor. Ama bugün neredeyse (Bir peygamber ilan etmedikleri kalan) II. Abdülhamit taht’a çıkıyor ve ardından hatalar başlıyor. Hatalı çöküşün startını veren ise, Sadrazam Kara Sadık Paşa ile başlamaları oluyor. Bu paşa, İngilizlerle görüşmeler yapıyor ve Rus birliklerine karşı Osmanlı’nın korunması için Kıbrıs Adası İngilizlere üs olarak veriliyor... Veriliyor verilmesine de, adayı Osmanlı ordusu neden terk ediyor?.. Ne yazık ki terk ederek, adayı olduğu gibi İngilizlere bırakıyor. Yapan kim mi?.. Tabii ki de II. ABDÜLHAMİT...

BATI’DAN YÜKSEK FAİZLE İLK DEFA BORÇ ALAN OSMANLI, ÇÖKÜŞÜNÜ DOLMABAHÇE SARAYI’NI YAPTIRMAKLA DAHA DA HIZLANDIRDI!.. Osmanlı, 1853 – 1856 yılları arasında ve Kırım Savaşı öncesinde “savaşa hazırlık” adıyla ilk defa dış borç almıştı. Daha sonra Padişah 1.Abdülmecit, 1823 – 1861 yılları arasında batıdan yüksek faizle aldığı borçlar yüzünden devleti büyük sıkıntıya sokmuştu. Bu borçları geri ödemenin mali durumunu kara kara düşüneceğine, sırf zevk ve eğlence ve şaşaalı bir hayat sürmek uğruna İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nı ve Çırağan Sarayı ile Beylerbeyi Sarayı’nın yapılmasına harcadı. Sonuç olarak Osmanlı devletini iki paralık etmişti. Neden biliyor musunuz?.. Osmanlı devleti bu sarayları yaptırma deliliği yüzünden mali yönden çöktü de ondan. Bu çöküşü hızlandıran neden ise, bu gereksiz sarayların yapımı için alınan 3 milyon kese altının geri ödemesi, 5 milyon kese altına çıkmış oldu... Bu da Osmanlı Maliyesi’nin ekonomik durumunu allak – bullak etmişti. Düzenli şekilde ödenen maaşları 3 – 4 ayda bir ödeme sıkıntısına düştü. Sonuç mu? Sonuç koskoca Osmanlı devleti, çöküş devrine böylece girmeye başladı. Bunu bilmeyen halk ise, “Padişahım çok yaşa” kültürüyle biat ettirilmiş... Batı’nın tuzağına düşen Osmanlı’nın Sevr’e doğru hızla yol aldığını göremez olmuştu. İşte tam da buradan, şu Osmanlı sevdalılarına sormak gerekiyor: TELEVİZYONLARA ÇIKIP BUNLARI ANLATACAK CESARETİNİZ VAR MI?.. Hadi çıkın anlatın da görelim sizi.

BUGÜN ATATÜRK’ÜN POSTERLERİNİ MECLİS’TEN İNDİREREK YERİNE ABDÜLHAMİT’İ ASANLAR, TARİHİNİ BİLMEYENLERİN VE ATATÜRK’E İFTİRA ATANLARIN TA KENDİSİDİR... Bugün Meclis’te asılı bulunan Atatürk posterlerini indirenler, nedense Atamızın resimleri hakkında, “Gerek görmüyorum” diyebilecek kadar cürete ve cesarete sahipler. Ama tapar derecesine inandıkları, tarihlerini de bilemeyecek kadar boşuna okumuş Osmanlı sevdalısıdırlar... Atatürk hakkında karalama yapana (sözde Osmanlı aydınına) “Osmanlı neden çöktü?.. Osmanlı çöküş devrini nerelerde yaşadı?.. Osmanlı çöküş devrini yaşarken o yıllarda Atatürk’ün varlığı var mıydı?.. Hatta Atatürk o devirlerde yaşıyor muydu?..” diye sorsanız, inanın cevap veremezler. Veremedikleri gibi (eğer utanma kabiliyetleri varsa da) yine de yüzleri kızarmaz...

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’NI GEREKSİZ GÖRÜYORUM DİYE NİTLEYEN YETKİLİLERİN, KENDİ TARİHİNİ İNKÂR EDECEK KADAR KÜÇÜLMELERİ ASLA UNUTULAMAZ... Her resmi bayramımızı saygıyla karşılamayan... Kutlamak isteyenlere bile saygı duymayan... Sürekli “Osmanlı – Osmanlı” diyerek kendi egolarını şişirmeye bayılan bugünkü yönetimin bugün, yine bir şeyin ucundan tutarak 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı geride bırakmayı... İtibarsızlaştırmayı hedef alması görülmüyor mu?.. Elbette görülüyor. Ama bugün tıpkı Abdülhamit gibi Kıbrıs’ı önemsemeyen... Adalarımızın Yunan işgaline rağmen kılını dahi kıpırdatmayan... Atatürk’ün, Anadolu’yu düşman işgalinden kurtararak bu güzelim ülkeyi bize bırakmasına dahi dayanamayan bugünkü yönetim... Halâ Atatürk düşmanlığı yaparak 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı baltalamaya çalışırsa (Ki çalışıyor) yarın – öbürgün tıpkı Osmanlı gibi Serv’e hızla yol alır... Sonuç olarak elimizde ne Anadolu kalır... Ne Kıbrıs... Ne de adalarımız... Onun için Türk tarihini inkâr ederek... 30 Ağustos’ta olduğu gibi, diğer anlı – şanlı resmi bayramlarımızı, kurtuluş savaşlarımızı kutlamamak için bahaneler uydurarak sürekli Türkleri ve Türklüğü baltalarsanız, emperyalist ülkelerin ekmeğine adeta yağ değil (tereyağı) sürersiniz (Ki, bugün bu resmen ve hiç çekinmeden yapılabiliyor.)

MANİSA ZULMÜNÜ HİÇ YAŞANMAMIŞ GİBİ GÖRMEZDEN GELEMEZSİNİZ... AYIPTIR... GÜNAHTIR... YUNAN ORDUSU MANİSA’YI VE ALAŞEHİR’İ YOK EDİYOR... ATATÜRK’ÜN ORDUSUNA YARDIM EDENLERİ KÖY MEYDANLARINDA KURŞUNA DİZİYOR... BUNLARI NASIL UNUTURSUNUZ?.. Rusya’nın Avrupa’ya karşı muhalefet olmasını çok iyi değerlendiren... Bu stratejik durumu Türkiye’nin lehine çevirmeyi başarabilen Atatürk, istilacı Avrupalılara karşı güçsüzlükten güçlü duruma geçerek, muhteşem savaşları kazanmış oldu. Ama zaferler öyle kolay olmadı. Çok çileler çekildi. Örneğin Manisa yangını bunlardan sadece biriydi. Yunan ordusu, binlerce Türk’ü ve Atatürk’ün ordusuna yardım eden kim varsa hepsini, köy meydanlarında kurşuna diziyorlardı. 15 bin evin 10 binini yakmışlardı. Öyle böyle de değil. Bu yakışları sırasında, dipçiklerle köy halkı zorla evlerin içine sokularak yakılıyordu. Böylesi vahşi bir ordunun yaptığı zulme yardım edenlerin arasında Türkler’in de olması acıyı daha da katmerleştiriyordu. (Yapımcı Ahmet Yeşiltepe’nin “Zafer Yolu” belgeselinden alınan bilgiler dahilinde) vatana ihanet eden hainlerin bir kısmının Yunanistan’a kaçtığı bilgisine varıyorken... Aynı zamanda İzmir Belediye Reisi Hacı Hasan Paşa’nın da 9 Eylül tarihinde Atina’ya kaçanların arasında olduğu ortaya çıkıyordu.

TÜRK ORDUSU ATATÜRK SAYESİNDE BÜYÜK ZAFERLER KAZANIRKEN... BU ZAFERLERİ 30 AĞUSTOS İLE ANITLAŞTIRIRKEN, BUNU NASIL İNKÂR EDERSİNİZ?.. ÇELENK KONMASINI... BAYRAMIN TÖRENLERLE KUTLANMASINI ÇEŞİTLİ BAHANELERLE NASIL YASAKLARSINIZ?.. 30 Ağustos Zafer Bayramı, öyle durup dururken... Sabahları tereyağı yiyip, akşamları kurban keserek kazanılmadı. Çok acılar çekildi. Çok badireler atlatıldı. Osmanlı’nın yaptığı hataların bedeli işkencelerle, ızdırap dolu hayatla, çilelerle çok çekildi. Ümmet zihniyetiyle sistemini kuran Osmanlı’nın baskısı, Türk halkına yıllarca eziyet çektirdi. Sevr Anlaşması’yla koca Osmanlı’yı ufacık alana sığdıran emperyalistlere karşı yapılan savaşlar asla inkâr edilmemeli. Hatta edilemez de. Bu gerçekler ışığında, 30 Ağustos Zafer Bayramı, Türk tarihinin en büyük savaşıdır. En büyük karşı duruşu ve direnişidir. Kimse, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı küçümsemesin. Küçümsenecek olan bir şey varsa, o da emperyalistlerin Türk topraklarından defolup gitmesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasını oluşturan milli bayramlarımızın kutlanması ve anıtlara çelenkler konması yasaklanmamalı. Bu vesileyle 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’mız kutlu olsun.

 

 

 

 

 

 

HT Mansetler

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact