CHP’nin tüzük şamatası

CHP’nin tüzük şamatası KİM ne derse desin bizim CHP, hep oyun bozanlık yapar. Hem bu öyle – böyle de değil... Tam kıvamında yapar. Örneğin, her seçim öncesi partiden büyük bir sürpriz... Büyük bir birlik ve beraberlik... Büyük bir coşku yaratacak hareket beklenir. Ama bir de bakıyorsunuz ki, ne birlik ve beraberlik... Ne büyük bir coşku... Ne de bir hareket... Hele ki hareketin gölgesi hiç yok... Sadece eften – büften konuşmalar... Yalancı hareketler ve alaycı tutumlarla karşıdakini küçümsemeler... Ve sonra da “Ben ne dersem, o olur (Daha doğrusu o olacak)” demeler... Bu kanıya nasıl mı vardık?.. Anlatalım...

PARTİ İÇİ TÜZÜK TARTIŞMASINDA GÖZLER YİNE GENEL BAŞKANDA AMA ONUN DÜŞÜNCESİ HEP SALI GÜNÜNE SIKIŞTIRILMIŞ... MİLLETVEKİLLERİ DE AYNI VAZİYETTE... Yine parti içinde bir dalgalanma var. Muhalifler ile merkezdekiler arasında amansız bir savaş sezilmese de, bugünkü tüzük olayında bu gözler önüne resmen seriliyor. Bizler gibi sizler de okuyorsunuz. Basında yayınlanan tüzük tartışmalarına verilen CHP’li vekillerin bazılarının yanıtları şöyle:

MUHARREM İNCE’DEN SERT YANIT: “Deniz Bey’e 30 imza ile karşı çıkanlar arasından siz, ben, bir de Çanakkale Belediye Başkanı kaldı. Siz o günlerin Kemal Kılıçdaroğlu değilsiniz. (Korku imparatorluğunu yıkmaya geliyoruz) dediniz. Ancak şimdi bir korku imparatorluğu yaratıyorsunuz...”

HALUK PEKŞEN’DEN ÖNSEÇİME UYARI: “Bu kurultay beklenen sonucu ve heyecanı yaratamadı. Bu tüzük ile örgütü ve önseçimi bitirirsiniz. Gelin yapmayın...”

MUSA ÇAM DA TÜZÜĞÜN TEHLİKESİNİ SÖYLEMEKTE: “Bu tüzük partiyi ve örgütü yaralar. Tüzük partinin anayasasıdır. Örgütten gelebilecek tepkileri iyi hesap edin. Bundan vazgeçin...”

PARTİ DEĞİL, KILIÇDAROĞLU’NUN SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN DA BUNLARA YANIT VERİYOR: “Buradan hepinize yanıt verirdim. Ama şimdi zaman yok. Odama gelin taslağı size tek tek anlatayım” diyor... Ama CHP’li seçmenlere karşı sorumluluk anlayışıyla hareket ederek, bir basın toplantısıyla her şeyi anlatmıyor. Kapalı kapılar ardında sinsi politikalara özlem duyuluyor.

PARTİ İÇİ KAVGA DEĞİL DE, PARTİ İÇİ GÖRÜŞBİRLİĞİNİ YAPAMAYAN CHP, YİNE BASINA OLUMSUZ YANSIMALAR VERMEKTE... Tüm bu gelişmeler neyi gösteriyor?.. Elbette ki CHP’de tek adam rejimini... Öyle görülüyor ki, sadece muhaliflerin böylesi bir gelişmeye karşı duruşları görülmüyor... Buna halk da katılıyor. CHP’ye gönül verenlerin sohbetlerinde bile, “Şu CHP, bir türlü bizi heyecanlandırmıyor. Neden böyle yapıyorlar?.. Kurultayların hep sönük geçeceği izlenimini (Şu son kurultayda ezer geçeriz) dedik ama gelin görün ki halâ bunun kavgası devam etmek...” diyerek düşüncelerini açıklıyor. Ama bize sorarsanız, bunlar ne halka gitmenin derdindeler... Ne de CHP’yi flaş ve büyük bir göz alıcı hareketle yükseltme düşüncesindeler. Parti içinde bir türlü bu işi bitirebilecek ve CHP’yi sağlıklı şekilde seçimlere götürebilecek bir örgütlenmeyi göremezsiniz. Baksanıza son 8 – 10 yıl içinde parti daha da batak durumda. Bu durumdan kurtulmanın derdine düşeceklerine... Yine “Taslak Tüzük”ün partiye getireceği yıkımı görmeden birbirlerini yiyorlar.

PARTİ İÇİ TÜZÜĞÜN TASLAĞI ELBETTE SON ŞEKLİNİ ALMADI AMA BU ŞEKLİYLE OLUMSUZ OLACAĞI GÖRÜŞÜNÜ SÖYLEYEN YİNE CHP’Lİ VEKİLLER DEĞİL Mİ?.. O HALDE KILIÇDAROĞLU NEDEN HALÂ ORADA?.. Bu olay için “Daha tazeyken bir şey söylenemez” demek yanlış olur. Söyleyeceğimiz bir şeyler elbette var ama gerçekleri de ortaya koymalıyız. CHP nasıl ki her seçimde hezimetle karşı karşıya kalıyorsa... Aynı şekilde parti içi tüzük tartışmasında da aynı olumsuz yapıyla ve grubuyla bugüne kadar geldi... Ama şunu da belirtmeliyiz ki Kılıçdaroğu Adana İl Başkanlığı toplantısında, “Parti içinde asla kavga istemiyorum. Delege hesabı yapanların partide işi yoktur. Derhal istifa etsin” diyerek hiçbir eleştiriyi kabul etmeyeceğini daha yolun başındayken söylemişti. Hatta daha da ileri giderek, “Önümüzdeki günlerde siyasi partilerdeki delege sisteminin kaldırılması ile ilgili TBMM’ye kanun teklifi verin. Birbirine sırtını dönenler bu partide hiçbir yere gelmeyecek. Kurultaydan sonra tüzük kurultayı yapacağız. Herkesin her telden konuştuğu değil... Herkesin, Türkiye’nin sorunları konuştuğu bir tüzük yapacağız ve herkes aynı dili konuşacak. Bu partide bir kişi davanın insanı değilse bu partide işi yoktur...” diyerek postasını koymayı ihmal etmemişti.

YAHU BİR TANE CHP’Lİ VEKİL VEYA GRUP MEYDANA ÇIKIP KILIÇDAROĞLU’NA, “8 KEZ SEÇİMİ SİZİN YÜZÜNÜZDEN KAYBETTİK... ARTIK İNİN O KOLTUKTAN VE ESAS SİZ GİDİN” DİYEMİYOR... Kılıçdaroğlu parti içinde huzur ve sükunet adına bu konuşmayı yaparken, nedense bu sesli hareketlerin, düşünce platformuna dönüşen muhalif kanadın haklı sesinin tek sebebinin kendisi olduğunu düşünmüyor. Örneğin Ekmeleddin ile yola çıkıp... Sarıgül ile hatalara devam edip... MHP’li Ankara adayıyla yola devam ederken... CHP’nin sürekli “Çatı Adayı” siyasetiyle yola çıktığını neden görmüyor?.. Niçin CHP’den adam gibi bir aday çıkmıyor?.. Neden siyaset düşüncesinde orta yolun değil, ilk önce partinin kendi yolunun daha isabetli olduğu kanısına varılmıyor?.. Demek ki adamın kendi partisiyle bir sorunu var. Ve bu sorunu ört bas etmenin şeklini tüzük kurultayları... Ana kurultaylar... Delege kapışmaları... Ve iktidara çatma rolleriyle koltuğunda oturmaya devam etme amacının asıl sebebinin, kendi hatasını kapatmakta bulmuş... Ama ne yaparsa yapsın, yine bu seçim yasasıyla yola çıkarken hatalarını şimdiden görmesini ümit ediyoruz.

KILIÇDAROĞLU’NUN ASIL HATASI, ATATÜRK’E GÖNÜL VERMİŞ PARTİLERE GİTMEMESİ... 6 OK’TA BULUŞMANIN GERÇEKLERİNİ TEK TEK ANLATARAK TÜRK HALKINI KUCAKLAMAMASIDIR VE BU HATA HALA DEVAM ETMEKTEDİR... Kılıçdaroğlu, ilk başta şunu bilmelidir ve kabul etmelidir ki, “Ne yaparsa yapsın, parti içinde huzuru bulamadıkça... CHP’yi asla şahlandıramaz ve bunun sorumlusunun kendisinde olmadığını kabul ettiremez” bizlere. Çünkü eski yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görüldüğü gibi, nedense CHP’yi yükseltecek bir hareket, bir formül bulamıyor... Yapmamak için de adeta inatla yarış yapıyor. “Kiminle yapıyor yarışı?” derseniz... Elbette ki kendisiyle. Kendisi çalıyor, kendisi söylüyor, kendisi dinliyor, kendisi eğleniyor. Ve partide tek ses olmanın avantajını yakalamak için, “Tüzük hükümranlığına” doğru CHP mühürüyle yoluna devam etmek istiyor. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Bunu, Musa Çam, Haluk Pekşen ve Muharrem İnce de söylüyor. Kılıçdaroğlu’na muhalefet olunduğu için olumsuz sözler değil bunlar... Bunlar, CHP’nin başında bulunan Kılıçdaroğlu’nun 8 seçimdir bir şey yapamadığını ve artık çekip gitmesinin gerektiğidir. Mesela dünkü çatı adayı hatasından ders çıkarması gereken Kılıçdaroğlu’nun, bugün ittifak yapmak için direkt Atatürk’çülere ve Vatan Partisi’ne yıllar önce gitmesi gerekiyordu. Çünkü “Söz konusu vatan ise, gerisi teferuattır” diyerek bizleri uyutan ve hiçbir Atatürk’çü partiye göz kırpmayan bir CHP, AKP karşısında her zaman ezilecektir. Bunu kabul etmeyen ve hayal dünyasında dolaşan Kılıçdaroğlu, HDP’nin kapısını kapatıp derhal (şimdiki DSP’ye değil), Atatürk’e gönülden bağlı küskün ve partiden ayrılmış DSP’lilere ve Vatan Partisi’ne giderek, 6 Ok’ta birleşmenin kutsallığını kendine de aşılamalıdır. Yoksa ittifak yapacağım diyerek HDP’nin kapısına giderse, bu aşı tutmaz. Ve siyaset gereği ittifak adına bütün partilere giderken, HDP’nin kapısını çalması, hatanın en büyüğü olur.

KILIÇDAROĞLU, HDP’NİN KAPISINI DEĞİL, ATATÜRK’ÇÜLERİN VE VATAN PARTİSİ’NİN KAPISINI ÇALMALI VE “SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERUATTIR” SÖZÜNÜN LAFTA KALMADIĞINI GÖSTEREREK BİRLEŞMEYİ GERÇEKLEŞTİRMELİDİR... Kılıçdaroğlu, ne yaparsa yapsın, iktidar partisi ittifak anlaşmaları yaparak CHP’yi yaralayacak. Ve bu yaralamanın üzerine de HDP ile tuz biber serpecek. Yani Afrin operasyonuyla Türkiye’nin duruşunu kendi partisinin başarısı gibi göstermeye çalışan iktidarın, CHP’yi HDP’yle vurarak Kılıçdaroğlu’nu, “Afrin suçlusu” konumuna sokacak. Ve bunun belirtilerini ve siyasetini bugün yavaş yavaş vermeye başladı bile. Ama gelin görün ki Kılıçdaroğlu, “Nuh diyor, peygamber demiyor” inadıyla halâ “Demokrasi adına Nazlı Ilıcak” ve “Altan kardeşlere” özgürlük diyerek hatanın en büyüğünü yapmaya devam ediyor. Ederken de meydanlardan sürekli kaçıyor ve CHP’yi Güneydoğu Anadolu illerine, ilçelerine ve köylerine götürmeyi işkence gibi görüyor ve HDP’nin kuyruğuna takılıyor... Oysa CHP adına sen oralara gitmezsen, ne senin eylemlerini desteklemek için bu millet sana oy verir... Ne de senin her dediğine inanır. Onun için, Vatan Partisi’nin, “Ankara’da Atatürk heykelinin altında birleşelim” derken... Sadettin Tantan’ın partisine ve Ecevit’in partiden ayrılmış eski DSP’lilerine elini uzatmazsan, Bahçeli iki kişi de olsa, seni sollar geçer... Neden biliyor musun?: “Meclis dışındaki partilere (vatan için birleşme ciddiyetine) hiçbir zaman sıcak bakmadığınızı” bildiği için... Nasıl ki Müslüman’ın Müslüman’ı öldürmesi gibi bir durum ortada varsa... Atatürk’çülerin de, Atatürk’çüleri yıkmak için ortaya koydukları cahilce bir kavgası var. İşte bu kavga iktidarın işine geldiği için, Meclis’te de... Yerelde de... Genelde de... Ve cumhurbaşkanlığında da... İstediği rakamı elde edecektir. Ve bunun sorumlusu ne olursa olsun CHP ve onun yöneticisi Kılıçdaroğlu’nun “Atatürk’çülerle birleşmeme inadının” eseri olacaktır... Onun içindir ki tüzük kurultayı, derhal olağan genel kurultaya dönüşmesi zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır...

 

 

 

 

 

 

HT Mansetler

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact