Hırsını ekonomiden önce tutarsan, ülkeyi batırırsın

HIRSLANMAK, dünyanın en tehlikeli duygularından biri... Düşünün, çok güçlüsünüz. Kimse sizden hesap soramıyor. Kimse size soru da soramıyor. Sadece sizin gönlünüz yumuşarsa ve herhangi bir konuda soru sorulmasına müsaade ederseniz soru sorulabiliyor. Yoksa hiçbir gazeteci aklına gelen çok ciddi soruları sormaya hakkı olmayacak. Hatta olamayacak. Nereden mi bahsediyoruz?.. Tabii ki de Türkiye Cumhuriyeti’nden. Sadece bir konu üzerine görüş alışverişi yapmak istediğiniz bir devlet adamından ve hükümet yetkilisinden alacağınız en ciddi cevap, “Siz hangi gazeteyi temsilen buradasınız?..” oluyor. Veya, “Seni ve patronunu tanıyorum. Siz biraz farklı bakarsınız konuya, öyle değil mi?..” gibisinden suçlayıcı bir tavırla alırsınız cevabınızı. Veya siyasi liderin basın toplantısı öncesi gazetecilerin eline bir kâğıt tutuşturularak, “Bu maddelerin dışında soru soramazsınız”la karşılaşmanız çok doğaldır artık...

İŞLER BÖYLE GİDERSE, NE ÜLKEDE YAŞAYANLAR DOĞRU DÜRÜST CİDDİ HABERLER ALABİLİR... NE DE SORU SORMAK İSTEDİĞİNİZ KİŞİLERDEN GAYET NET BİR CEVAP ALABİLİRSİNİZ... SADECE HAFİF BİR TEBESSÜMLE VEYA SERT BİR CEVAPLA CEVABI BİR ANDA ALABİLİRSİNİZ... Bugünün hükümeti, tam bir krallık peşinde. Bu cümleyi hiçbir iktidar partisi ve ona gönül vermiş seçmenleri kuramaz. Hatta akıllarına dahi getiremezler. Neden?.. Çünkü akıllarında bir tek liderin gülümsemesi... Konuya ağır hakaretlerle galibiyet hırsı pompalaması... Ve hasmı kim veya kimler olursa olsun, galip gelmenin mutluluğunu yaşaması.. İktidarın seçmenlerince kendisine duyulan duyguları yansıtmakta. Ama hiçbir zaman da ağır konuları... Ciddi konuları... Hatta “ileride acaba ne olabiliriz?..”den tutun, “Bu dünya kimseye kalmadığı gibi, yakın gelecekte de bu ülkenin kimseye kalmayacağı”nı düşünmedikleri (hatta düşünemedikleri) için, sonsuzluğa kadar... Hatta “Bu böyle gider” diyecek kadar hayale kapılmış vaziyetteler. Oysa hiç kimse, evet hiç kimse ne bu tür garantiyi verebilir... Ne de “Ben sonsuza kadar başkanım” diyebilir. Her şeyin bir sonu olduğu kadar, milletvekilliğinin de... Parti genel başkanlığının da... Hatta parti il başkanlığı yetkilisi olmanın da bir sonu vardır. Zaten bu kavramı düşünenler, ileriye gören kişilerdir. Göremeyenler ise, günlük hayatı ebedi olarak görmeye çalışanlardır.

AKP İKTİDARI ASLA MUHALEFETTE KALMAK İSTEMİYOR... SANKİ PARTİNİN İSMİNİ KURDUKLARI ANDAN İTİBAREN ÖLÜMSÜZ BİR BAŞKANLIĞI HAK ETMİŞLER GİBİ... ASLA İNMEYİ DÜŞÜNMÜYOR... İktidar partisi, her zaman kendini öylesine pohpohluyor ki, neredeyse dünyayı ben yarattım... Hatta dünya benden sorulur gibisinden bir tavır ve bir edayla hareket etmekte. Bunun böyle gitmeyeceğini söylemeye çalışırsanız eğer, ya vatan haini oluyorsunuz... Ya da bir daha o makama ve o bölgeye yaklaşamıyorsunuz. Mutlaka o partiye ve genel başkanına bir şey sormayacaksınız... Hele ki sorulacak soruların içinde iktidara yönelik belgeli sorular varsa da, üstünden es geçeceksiniz. Yani konuyu kapatacaksınız. Yoksa, ya işinizden olacaksınız... Ya da işinizden olmanız bir yana, sosyal haklarınızı da alamayacaksınız. Evet, bugünün hükümet yapısı böyle. Hal böyle de olunca, ortada ne demokrasi kalıyor, ne de insan hakları. Veya hukuk ve demokrasi. Bu tehlikeli tırmanış sürerken iktidar ne muhalefette kalmak istiyor... Ne de krallık kabul ettiği iktidar nimetlerinden olmak istiyor... Sadece ve sadece kendisinden bir başkasının asla hükümet olma yetkisini kullanamayacağını sürekli kamuoyuna pompalamak istiyor. Ama kendisi de bunun, sonsuza kadar böyle gitmeyeceğini çok iyi biliyor... Onun için bir yenilgiyle karşılaşabileceğini her zaman kabul etmeli ve siyasal gerilimden kaçınması gerekiyor...

HIRS VE GÜÇ, DÜNYANIN EN TEHLİKELİ DUYGULARIDIR... BU DUYGUNUN BİR İNSANA VEYA BİR PARTİYE NE KADAR BÜYÜK ZARARLAR VERECEĞİNİ HER İNSAN VE HER YETKİLİ KABUL ETMELİDİR... BUNU KABUL ETMEYEN İKTİDARIN KARŞILAŞTIĞI SORUNLARI HATIRLAMALIDIR... Kim neyi savunursa savunsun, hırsın ve yetkili olmanın getirisini asla övemez. Siz bırakın övmeyi, tam ve tek yetkili kalmanın hiçbir zaman güzelliğinden yana tavrını koyamaz... Çünkü 1– Halk, demokrasiyi savunan liderlerin 180 derece dönerek “Ben tam yetkiliyim ve benden başka yetkili tanımam” demesini asla kabul etmez... 2– Halk, “Sizi kötü giden ekonomiden kurtaracağım” sözünü veren bir iktidarın sadece kendi partisi ve yetkisini düşündüğünü fark ettiği anda, elini - eteğini o siyasi partiden çeker... 3– Hırsla yönetilen bir ülkenin kaderini yine aynı hırsla bütünleştirerek memleketi uçuruma götüren iktidara gereken cezayı halk, seçimde sandığa gömerek cevabını verir... İşte bu gerçekler iktidarların, korkması gereken maddeleri olmalıdır... Çünkü artık dünya teknolojiden... Bilimden... İlimden... Buluşlardan yana tavrını koyuyor. Halk geleceğini ve ülkesini düşünürken, kendi özgürlüğünü ve bağımsızlığını da düşünür. Bugün bunu düşünmeyenler, hatta düşünemkte geç kalanlar, “Neden bunu daha önce düşünemedim?..” diyerek kendini suçlarken, zamanını alan ve uzun yıllar “Müthiş hatipliklerle” hayatını çalan iktidara gereken cezayı da çok iyi verir. Tek ümidimiz, hırs ve güç zehirlenmesine kapılan iktidarın bir an önce bu düşünceden kurtulması... Çünkü halkına olduğu kadar... Kendisine de zarar vermekte...

 

 

 

 

 

 

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact