İSTANBUL'DA ERGUVAN ZAMANI

Türkiye’de bahar bir başka yaşanır.
Nisan ayında bir gün soğuksa ertesi gün sıcak; bir hafta sonu serinse, sonraki hafta başı yaz günlerine nazire yapar gibi terletir insanı.
On dakika önce bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardında öyle bir güneş açar ki çiçekler bile şaşırır ne yapacağını.
Geceler hep üşütür, çoğu kez ürperten bir nem tabakası kaplar üstünüzü başınızı. Nihayet mayısın gelmesiyle birlikte daha ılıman günler yaşanmaya başlar.
Yılın bu aylarında nereden geldiği başlangıçta anlaşılamayan bir bahar kokusu yayılır ki çevreye, “işte, bu” dersiniz, “uzun geçen kış günlerinin arkasından ben tam da bunu özlemişim”.
Bir de Boğaziçi’nin o erguvan rengi…
Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü her yerde benzerleri görülen ama Boğaziçi’nde bir başka açan o muhteşem ağacın o muhteşem rengi.
Pembe desen değil, mor desen değil, mavi ise hiç değil; ismiyle müsemma, tam erguvan rengi.
Çağla, ıhlamur, hanımeli kokularının arasında gayrı-ihtiyari gözleriniz bir erguvan ağacı arar baharın geldiğine inanmak için; çoğu kez de kolayca bulur bir köşede coşmuş, direkt gövdeden yada kalın dallardan fışkıran kalp şeklindeki tomurcuklarıyla, kendine has, şamatasız ama iddialı bir gösterişle salınan nazlı İstanbul ağacını.
Ne zaman baharı gösteren bir İstanbul resmi çizilse, gökyüzünün, Boğaziçi’nin maviliğini bile gölgede bırakan şiirsel erguvan rengi hakim olur tabloya… İstanbul’da bahar erguvanla başlar.
Judas ağacı diye de bilinen erguvanın aslında bu ismini İsa’ya ihanet eden 13. havari Yahuda İşkariot’dan aldığı anlatılır rivayetlerden birinde. İsa’nın çarmıha gerilmesine sebep olan ihanetinin vicdan azabına dayanamayan Yahuda’nın kendisini bir erguvan ağacına asarak intihar etmesinin ardından, o zamana kadar hep bembeyaz çiçekler açan bu muhteşem ağaç, bu büyük utançtan payına düşeni alır ve artık hep bu özel eflatun renginde çiçeklerle bezenmeye başlar.
Erguvan renginin bir özelliği de doğal yollarla üretiminin zorluğundan dolayı asırlar boyunca çok az üretilmesi, zor temin edilmesi ve muhtemelen bundan dolayı tarih boyunca gücün ve zenginliğin ve haşmetin simgesi olmasıdır.
Bir başka hikayeye inanılırsa, İstanbul M.S.330 yılının 11 Mayısında Kostantin tarafından kurulduğunda erguvan mevsimi olması yüzünden erguvan rengi Bizans’ın özel imparatorluk rengi olarak kutsal kabul edilmiş, bundan ötürü de bu renk, sadece imparatorluk kıyafetlerinde yer almış, imparator ve onu temsil edenler dışında kullanılması yasaklanmış, özellikle imparator dışında kimsenin erguvan renginde pelerin kullanmasına müsaade edilmemiş, sonuç olarak bir diğer adıyla “Bizans Çiçeği” olarak anılagelmiş. İddiaya göre Bizans imparatorları, erguvan sarayının erguvan odasında doğarlardı yada diğer bir ifadeyle erguvan odasında doğmamış prensler imparator olamıyorlardı. Avrupa’da soyluların mavi kanlı oldukları rivayetine benzer şekilde, Bizans imparatorluk ailesinden olanların kanlarinin erguvan renginde olduğu söyleniyordu.
Şimdilerde Bursa’nın özel rengi “yeşil” olarak biliniyor olmasına karşın, yüzyıllar boyunca erguvan rengi Bursa şehri’nin simgesi olmuş; 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar erguvanların açtığı nisan ayında şenlikler düzenlenmiş; Evliya Çelebi’nin meşhur seyahatnamesinde yazdığına göre, Yıldırım Beyazıt’ın damadı olan Emir Sultan geleneksel olarak, her yıl bu şenliklerde müridleriyle birlikte Bursa’da biraraya gelmiş, aşure, pilav dağıtıp, geceler boyunca zikir yapmışlar.
Erguvan ağacına Farsçada kızıl-mor anlamına gelen ergavan, arapçada arcuvan, arguvan veya zamzarik, hazrik gibi adlar verilirken, osmanlıcada da farsçada olduğu şekliyle ergavan denilmiş.
Tanenli yaprakları ilaç, meyvaları çikolata yapımında kullanılan erguvanın çiçekleri ise ekşimsi tadıyla Osmanlı mutfağında salataları süslemiş, hala bazı özel restaurantlarda süslemeye devam ediyor.
İstanbul’da erguvan zamanı bir muhteşem görsel şölen olarak her yıl 20-25 gün sürüyor. Onun için nisan sonu, mayıs başında çiçeklendikleri zaman onları uzun uzun, seyretmeli, o görüntü hafızalara nakşedilmeli... Taa ki bir sonraki bahara kadar.

Dr. Seref Barut (serefbarut@yahoo.com)

HT Mansetler

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact