Rumların Doğalgaz hikayesi

Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs adasının Kuzey yarısında yaşamlarını sürdüren Kıbrıslı Türkler ile
Türkiye’yi yok sayarak tek taraflı ilan ettikleri egemenlikleriyle, tek başlarına anlaşmalar
yapmakta, ittifaklar imzalamakta. Tabi burada önemli olan Rumların ne yaptığı değil, üst
akılların bölgedeki girişimleri.
Bu üst akıllardan biri Avrupa Birliği (AB). Bunun nedeni de AB’nin yumuşak karnının enerji
olması. Bilindiği üzere Avrupa kıtasında artık ne kömür kaldı, ne de başka bir toprak altı
zenginliği. Yaşam koşullarının maddi açıdan zorlaşması nedeni ile aileler küçüldü, nüfus
artma yerine gerilemeye başladı. Yüzyıllardır sömürgelerinden elde ettikleri varlıklarını
tüketme sürecine giren Avrupa, enerji gereksinimini de Rusya’dan petrol ve doğalgaz alarak
karşılayabiliyor. Diğer üretici ülkelerden tedarik edilen petrol ve doğalgaz, taşımacılık ve
depolama nedeni ile Rusya’nınkinden daha pahalı. Bu mecburi bağ nedeniyle AB’nin
boğazına Rusya’nın eli yapışmış durumda. Bu elin birgün boğazlarına basma ihtimalini
gözardı edemeyen AB için de Rusya’dan kurtulmak farz olmuş gibi.
Gelelim gaz olayının farklı olaylarla gerekçelendirilerek uzandığı durum ve mecralara;
Suriye’nin petrol kaynakları ve üretimi bilinenden çok daha zengin. Petrol yerin sadece 250
metre altında olduğu için çıkarması çok kolay. Ülkede toplam 14 petrol kuyusu var ve üretim
6-7 milyar varil civarında. Kıyaslama yapmak gerekirse, dünyanın en zengin petrol
yataklarına sahip olduğu iddia edilen Suudi Arabistan’ın petrol üretimi ise 12 milyar varil
düzeyinde. Sadece bu bilgi bile niye Rusya’nın ve ABD’nin Suriye’de olduklarını
açıklamakta.
Tüm bu verilerden ağzı sulanan ABD’nin Suriye macerası, Irak gibi başarı ile sonuçlanmadığı
gibi tersine fiyasko oldu. Ağababasının hazin girişiminden eli boş dönmesi yüzünden,
Suriye’den ümidini kesen AB de perde arkasından düğmeye basmış durumda. (Zaten Güney
Kıbrıs Rum Yönetimini tek taraflı olarak AB’ye kabul etmelerinin nedenlerinden biri de Doğu
Akdeniz’de, Süveyş kanalının ağzında ve İsrail’den taş atımı uzakta bir yerlerde
hükümranlıklarını sürdürmekti.) Protokol 10 ile toprakları içinde kattıkları Kıbrıs adasının
Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde doğalgaz yataklarının keşfedilmesi, gerçekte pek de
tesadüf değil. Hedefi Doğu Akdeniz’de, AB üyesi bir devletin Münhasır Ekonomik
Bölgesinden çıkarılacak doğalgazı ve olası petrolü, bir şekilde AB’ye kanalize etmek ve enerji
açığını bu şekilde kısmen de olsa gidermek. Geçen yıl İsrail, Kıbrıs Rum ve Yunanistan
arasında yapılan anlaşmanın hedefi de bu anlaşma ile varlığı tespit edilen doğalgazın
Avrupa’ya taşınması. Bu nedenle de 2018 yılı içinde Kıbrıs Rum, Yunanistan ve İsrail
liderleri birkaç kez toplandılar ve 2018 sonunda da EastMed doğal gaz boru hattı projesinin
mutabakatını yaparak, imzaları attılar. Uzmanlar şimdilik bu projenin teknik nedenler ve
denizdeki derinlikler nedeni ile gerçekleşemeyeceği görüşünde.
İmza atmak, her şey olmuş bitmiş, Rumların korsanlığı da kabul edilmiş demek değil.
Rumlar, korsanca davranıp tek taraflı ilan ettikleri ve Doğu Akdeniz’in önemli bir kısmını
kaplayan Münhasır Ekonomik Bölgelerinin, Türkiye ile Anlaşma yapmadan yasallık
kazanamayacağını çok iyi biliyorlar. Tek taraflı ilan ettikleri Münhasır Ekonomik Bölgelerini
zorla Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye kabul ettirmek için de İsrail, Mısır, İtalya, Fransa ve
Yunanistan’la çeşitli başlıklar altında sadece kağıt üstünde geçerli olan anlaşmalar yapmak
yoluna gidiyorlar. Güya gözdağı verip, Türkiye ile mücadeleye girecekleri, ne pahasına olursa
olsun bu ülkelerin kendi yanlarında olduğu mesajını vermeye çabalıyorlar.

Neyse ki, Türkiye’nin eşzamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de gerçekleştirdiği “Mavi
Vatan” tatbikatı Rumları pembe hayallerinden uyandırmış durumda. Tatbikatın ardından ani
bir aydınlanma gelmiş, ABD, AB ve doğal gazla ilgili diğer ülkelerde de aynı farkındalık
oluşmuş gibi. ABD ve AB borsalarında faaliyet gösteren şirketler, başta Exxon olmak üzere,
çekincelerini şirketlerinin bağlı oldukları devletlere ve hisse kaydını yaptırdıkları borsalara
bildirmiş durumdalar. Borsa yönetimi izin vermediği müddetçe tek bir kuruş dahi
harcayamayacaklarını çok iyi biliyor yatırımcı firmalar.
İçine girilen bu aşamada tek çare, son 56 yıldır sürmekte olan Kıbrıs sorununun bir şekilde,
AB’nin Kıbrıs adasının tümünün üzerindeki hükümranlığının kalıcı olacağı ama Kıbrıslı
Türklerin ve Türkiye’nin de itiraz etmeyeceği, Kıbrıslı Türkleri Rumların saldırılarından
koruyacak garantilerin ve Türkiye’nin garantörlüğünün de devam edeceği bir yöntemle
çözmek. Bundan sonraki aşamada neler olacağını hep birlikte göreceğiz ve yaşayacağız.
Prof. Dr. (İnş. Müh.), Dr. (Ulus. İliş.) Ata ATUN
Akademisyen,
KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact