Yaşamın ve siyasetin mimarı: Evren

HER zaman güzellikleri düşünür dururuz. Bu güzelliklerin görünümü ve görsel güzelliğini bize iletenler, elbette ki mimarlar... Mimarların yaşama kattığı güzellikler inkâr edilemeyecek kadar kutsaldır. Bunu hem görsel, hem kamusal ve hem de kentsel çizgisini güne uyarlamaya çalışan mimarların tarzları, eli öpülesi kadar kutsaldır. Bunun böyle olması için katkıyı sağlayanların başında üniversiteler ve ciddi kurum ve kuruluşlar gelmekte... İşte bu alanları, bu güzellikleri, bu kamusal çalışmaları ve bu mimari çizgileri projelendiren çok değerli kişilerden biri de Evren Mumcu’dur. Evren’in evrensel boyuttaki bireysel görüşleri Batı dünyasında (özellikle İtalya’daki değerli çalışmalarında) görücüye çıkmış... Bir o kadar da taktir görmüştür. Projelendirme dallarındaki değerli çalışmalarıyla omuzlarına ayrıca apolet değerinde yıldızlar eklenir derecede beğeni toplamıştır. Yurt dışındaki bu özelliklerinden ve bu özverili çalışmalarından dolayı kendisine “Braccia destra” sağ kolum unvanı verilmiş ve mimarlığındaki güven ve cesareti belediye başkanlarıyla görüşmelerine kadar uzanmıştır. Bunlar azımsanacak şeyler değildir.

MİMARLARIN EN BÜYÜK DERDİ, KALİTELİ OKULLARDA YETİŞEREK KALİTELİ İŞLERE İMZALARINI ATTIKLARI HALDE, KALİTELİ İŞLERE CEVAP VEREMEYEN BİR ÜLKENİN NEDEN BÖYLESİNE YIKIMA UĞRAMASI OLMUŞTUR... Yüksek kaliteli yaşama aynı kaliteyle cevap verebilmek için üniversiteler gençliği yetiştirir, diplomasıyla ve yaptığı başarılarla birlikte hayata hazırlarlar. İşte bu hazırlanışa verdiği katkıyı büyük çalışmalarıyla yerine getiren Evren’in yurt dışındaki mesaileri öylesine dolu ve öylesine başarılıydı ki, yabancı gazetlerde bile projeleri tanıtmış ve ülkesini gururla temsil etmişti. Ama tüm bu yaşanmışlıkların yanında, ne olursa olsun insan, bir yerde kendi kendine, “Ülkeme neden dönmeyeyim?.. Buralarda verdiğim emekleri, projelendirme çalışmalarımı kendi ülkemde kamu ve özel sektördeki çalışmalara ağırlık vererek neden devam etmeyeyim ki?..” demiştir mutlaka. Bu duygu yurt dışında çalışan bütün Türkler’de vardır. Evren de bazı gelişmelerin ve düşüncelerin doğrultusunda bu konuya da ağırlık vererek ülkesine döner... Bu güzel çalışmaları ülkesinde yapma gayretini ön plana çıkararak Türk mimarisinin projelendirme çalışmalarına hem katkı ve hem de görsellik kazandırmak ister. Ama gelin görün ki kazın ayağı hiç de öyle değildir.

ÜLKESİNİ GURURLA TEMSİL EDEN EVREN’İN VERDİĞİ YAŞAM MİMARLIĞI NEDENSE TÜRKİYE’DE FİLİZLENMİYOR... NEDEN Mİ?.. ÇÜNKÜ KALİTELİ YAŞAM ÇİZGİSİNE CEVAP VEREMİYOR... Neden öyle değildir?.. Birinci neden bir mimarlık bürosu açsanız, kapınızı çalacak bir iş teklifinin gelmesi mucizeye bağlı... Mucize bir yana, aşırı miktarda zamlanan vergiler sizi, büronun açık kalmasına bile müsaade etmeyecek kadar katı bir ekonomik nedenle karşılaştırıyor. Neden mi?.. Çünkü ülkemiz yaşam mimarlığında Batı ülkelerine caka atmak için kollarını sıvarken... Yandaş ve havuza verdiği ihalelerle mimarlık sekörüne de kiliti kendi elleriyle vuruyor. Bunun yanında yapılması gereken mimari tasarım özelliklerine dahi önem vermeyen ülkemizin yöneticileri, sadece yandaşlara verdiği işlerle bu sektörün üzerine bilerek ölü toprağı atıyor. Düşünün, Evren’in batı dünyasında yaptığı mimari maket yapımı ve tasarım hizmetleri alıcı bulurken... Projelendirme çalışmaları gazetelerde günün konusu olarak gündeme damgasını vururken... Ülkesinde bu başarıları devam ettirememenin sorumluluğunu kim üstlenecek?.. İktidara bakarsanız her şey yolunda... Ankara yönetimi, yeri geldiğinde “Avrupa bizi kıskanıyor” diyecek kadar çok ididalı konuşurken... Üstelik bina işlerine ağırlık vererek ülke ekonomisine olan katkıyla bütçeyi destekleme yoluna (hayalen) giderken... Özel sektör mimarisinin çalışmalarına önem vermemesi... Onları yandaş değil, vatandaş olarak görerek mimarlık dalını ayakta tutmaya çalışmamasına ne denir?.. Biz söyleyelim: Yandaşa yandaşlık yapılıyor denir. Daha doğrusu, mimari kaliteye aynı kaliteyle cevap vermemesi, mimarlık alanındaki sıkıntıları da beraberinde getirmektedir.

MİMARİ ÇALIŞMALARIN RAĞBET GÖRMEDİĞİ TÜRKİYE’DEKİ BETON ÇALIŞMALARI, BETON KAFALILAR YÜZÜNDEN MİMARLIK BÜROLARININ KAPILARINI KAPATMASINA NEDEN OLUYOR... Mimar Evren’in kaliteli yaşamın mimarı olması, hayata bakışındaki değişiklikler, bizlerden çok farklıdır. Öyle de olması gerekir. Çünkü bizler her ne kadar güncel ve siyasal gelişmelere ağırlık vererek yarınların beklentisini Anayasal hükümlerle geliştirmeye ve zenginleştirmeye çalışsak da... Mimarların, yaşama kattığı özellikleri ve duyguları, çizgilere verdiği emekleri, görsel güzelliklere oya şeklinde işlediği sanat eserlerini yakalayabilmemiz mümkün değil. Bu tarz işlenişlerin yanı sıra, mimarlar bina güvenliğini, deprem analizlerini ve temelin çok amaçlı yapım aşamalarını ilme ilme inceleyerek emekleriyle bütünleştirir. Ama gelin görün ki Evren’in dirsek çürüttüğü ve bu kadar emek verdiği mimarlık dalındaki başarıları ülkesinde rağbet görmüyor... Neden?.. Sadece yandaşlık mı?.. Tabii ki değil... Hayat pahalılığı... Devlet ihaleleri ve projelendirme yarışmalarının aksine, özel sektördeki çalışma grupları da yandaş zihniyetiyle çalıştığı için... Önemli projelere verilen çizimler ve önemli ölçüde masrafı kısıtlanmış yeni buluşlar da özel sektör temsilcilerini memnun etmiyor. Onların da gayesi, devlete yandaşlık yapanlara ihaleleri vererek yandaşa yandaşlık yapmak... Hatta onlardan ihaleler alarak, kendi mimarlarını ve kendi bürolarını kurarak ihalelerden pay kapmak... İşte bu dengesiz siyasi anlayışla hayatına devam eden Türkiye’nin mimari yapılaşma çalışmaları, ülkemizin bütün mimarlarının elini – kolunu bağlar duruma getirmiştir. Neden?.. Çünkü mimari güzellikler bir kenara itilmiş... Mimarlık büroları beton kafalılardan darbesini yemiştir de ondan...

EVREN’İN DÜŞÜNCESİNDEKİ TÜRKİYE NASIL OLMALI?.. SİYASETTE BEKLENTİLER NASIL GELİŞMELİ VE DUYGULARIN DEĞİL, GERÇEKÇİ ÇALIŞMALARLA GÖRSEL GÜZELLİKLERİN HAYATA GEÇMESİNDEKİ ENGELLER NASIL AŞILMALI?.. Bunun yanında Evren’in aynı güzelliklerle ve düşüncelerle yola çıktığı siyasi arenadaki çalışmaları kayda değer etkinliklerle göz doldurmakta. Gerçi bizim siyasi hayatta başarılı olmak çok tehlikelidir. Çünkü hizmet ettiğiniz siyasi partinin idelojisine ne kadar güzellik katarsanız katın, bir yerde önünüzü kesmek isteyenler mutlaka çıkacaktır. Evren de bu tıkanıklığı... Bu gereksiz çıkışları... Kendisine yönelik kıskançlığın zincir halinde virüs gibi diğerlerine bulaşmasını mutlaka görmüştür. Ama Evren’in mimar olarak yetişmesi ve çalışma tarzı, hizmet verme açısından kutsal bir yükselişe sahipliği; kendisini diğerlerinden farklı kılan nedenlerdir. Örneğin mimarlık denildiğinde mesleki kitaplar şunu söyler: “Mimar, ihtiyacını duyduğumuz mekanları tasarlayan ve oluşturulabilmesi için gerekli olan çeşitli disiplinleri sağlayan kişi olma özelliğini taşır...” Yani bu gerekli disiplinler “Makine mühendisi”, “Elektrik mühendisi”, “İnşaat mühendisi”, “Peyzaj mimarı”, “Harita mühendisi”, “jeoloji mühendisi” ve “İç mimarlık”... Bu bütün dallar mimarın ekolünde birleşiyor ve bütün halinde binaya yansıyor. İşte bu görüşle siyasete farklı gözle bakan Evren’in, çok kapsamlı bir siyasi yapılaşmayı bir yerde birleştirerek politikaya zenginlik katma isteği, onu çok farklı kılan nedenler olarak karşımıza çıkarıyor... Ama gelin görün ki bu ülkede ve siyasi zeminlerde ne kadar başarılı olursanız olun, sırtınızı döndüğünüzde kapalı kapıların ardında mutlaka isminizi zikredenler, aleyhinize virüs gibi çoğalırlar. Bunu fark ettiğiniz anda ya ayar çekeceksiniz, ya da mesleki başarılarınızı siyasi başarıya entegre ederek onlara gereken cevabı çalışmalarınızla vereceksiniz. Evren’in bu girişimleri, bu siyasi yapı taşları siyasete de yansımış olmalı ki, hem görsel, hem yazılı ve hem de kürsü çalışmalarındaki hitaplarıyla, kaliteli oluşunu herkese kanıtlamıştır. Ayrıca bulunduğu mekanlardaki gelişmişliğin yüksekliği ne kadar tavan yaparsa yapsın, Evren’in kalitesini yakalamaya imkân vermemiştir. Çünkü bu, Evren’in kimsede olmayan bir özelliğe sahip oluşudur. O da, amcasının siyasi zemindeki başarılarına katkıyı fazlasıyla katmış olmasıdır. Daha doğrusu dobra ve dürüst çalışmaları, anti-virüs ürettiğinden, siyasette de yükselişi ismiyle kalıba oturmuştur. Şu anda da yeni ve pırıl pırıl bir isim olarak karşımıza çıkmıştır.

AYNI YÜKSELİŞİ KAMRAN İNAN DA YAPMIŞTI, AMA KULİSLERDE DOLAŞAN SÖYLEMLER YÜZÜNDEN DİPLOMATİK GÖREVLE TAKTİK ŞEKİLDE PARTİDEN UZAKLAŞTIRILMIŞTI... Demirel hükümetlerinde büyük çabalarla kendini yıldızlaştıran Kamran İnan vardı. Adalet Partisi döneminde Demirel’e karşı genel başkanlığa adaylığını koyduğunda parti içinde kıpraşmalar hem olumlu – hem de olumsuz yönde gelişmeler sağlamıştı. Bu çıkışına güvenen Kamran İnan adaylığını ne zaman koydu, o anda hemen önü kesiliverdi... Diplomatik görevle siyasi yapısı cılızlaştırıldı. Ve Demirel kendini sağlama aldı... Bu gelişmenin ardından Kamran İnan’ın siyasi hayatı diplomatik görevlerle son buldu. Ayrıca unutulmayan sözleri arasında “Türkiye haini en çok olan ülke” cümlesi yaşadığı devirde çok sükse yaptı... Aynı şekilde Ekmeleddin döneminin çatı aday sahtekârlığı gündeme gelmesinden önce Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanı adayımız bir kadın olacak” sözünün ardından herkesin gözü Emine Ülker Tarhan’a çevrildiğinde, Ulusalcı yapısıyla isim yaptığı ve ekolünün Atatürk çizgisi olduğu kafalara yerleştiğinden, Kılıçdaroğlu onu partiden uzaklaştırmıştı... Burada sadece kişilerin iyi olup olmamalarını değil... Partide sivrilip yükseldiklerinde hemen önlerinin nasıl kesildiğini vurgulamak istiyoruz... (Tabii haliyle bütün partilerdeki sivrilmeleri buraya eklemeye kalkarsak, konularıyla birlikte makalemiz içinden çıkılmaz bir uzunluk hali alır...) İşte bu gerçekler ışığında Evren’in de siyasi parti literatüründe hakkıyla yerini yavaş yavaş alıyor ve kendini gösteriyor... Ama (tıpkı Kamran İnan’da olduğu gibi) kulis niteliğinde dedikodulara hapsedilerek kıskançlık dürtüsüyle önü kesilmeye de mutlaka çalışılacaktır. Çünkü Türk siyasi hayatı, bu gibi gelişmelerle doludur ve bunu çok severler... Bizler Evren’in karşısında sahte gülen yüzle çıkanları ne kadar göremesek de, kendisinin bunu tahmin etmesi ve görmesi (kaliteli yaşam tecrübesi açısından) gayet mümkündür. Ama mücadeleci yapısı, kültürel ağırlıklı evrensel düşünceleri bu gibi cılız ve kıt fikirli insanlara gereken cevabı siyaseten vereceğinden de adımız kadar eminiz. Her ne kadar (Sen ağamsın – Sen paşamsın) denilerek yaklaşım yapılsa da, kulislerin hareketliliği genel başkanın kulağına gidecek kadar ciddiyet kazanacaktır. Neden biliyor musunuz?.. Başarılı insanlar dedikodu edilir de ondan. Yoksa başarısız olmuşsun – olmamışsın, milletin umurunda dahi olmazsın. Bu açıdan Evren’in her konuda başarılı olacağına inanıyor... Hele ki siyasi alana kaliteyi getirerek olgunluk kazandıracağı umudunu taşıdığını gördüğümüzden dolayı da ayrıca kutluyor, başarılar diliyoruz.

 

 

 

 

 

 

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact