Yunanistan dan Türkiye ye bakış

Eskiden, daha doğrusu 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı öncesi yıllarda Türkiye’yi
“Anavatan” olarak tanımlarken, İngiltere’yi de “Üvey anavatan” (Motherland in law) olarak
tanımlar ve gülümserdik.
21 Aralık 1963 sabahı Rumlar Türklere karşı silahlı saldırıya geçtiği zaman, adadaki İngiliz
Ordusu “Barış Gücü” adı altında müdahale etmişti çatışmalara. Anavatanımız olamasa da,
1878’den itibaren egemenliği altında yaşadığımızı için, kültürel, yönetsel, yargısal ve
yaşamsal bağlarımızın direkt veya endirekt oluştuğu bir ülkeydi İngiltere.
Kıbrıs adasında yaşayan Rumların anavatanı olan -Rumların aslına bakıldığında tartışmalı
olsa bile- Yunanistan da bizler Kıbrıslı Türkleri çok yakından ilgilendiren bir ülke. Ne zaman
Rumlardan bir kötülük görsek, düşmanca tavırlarla karşılaşsak, yok edilmek, köle yapılmak,
ezilmek, ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürülmek istensek, hep bu kararların altından
Yunanistan’ın planları ve askeri desteği çıkıyordu. Bu nedenle de daha çocukluğumdan beri
Yunanistan’ı “Çok iyi tanınması ve bilinmesi gereken ülke” sınıfına sokmuştum kafamda
İngiltere ile birlikte. Kıbrıs adasında yaşadığımız hayatımızın her aşamasında ve gününde
illaki birinden birinin illaki etkisi oluyordu yaşamımıza. O yüzden de bu iki ülkenin dillerini
öğrenmek farz olmuştu. Rumcam, sokak Rumcası. Yazılanları okuyabiliyorum ama
yazamıyorum. Benim için Rumca küçük harf yazı yazmak ve vurgularını doğru yerlere
koymak neredeyse imkansız olsa da konuşulanı anlayıp, derdimi anlatabilirim.
Uluslararası İlişkiler, bütün dünyaya da sürekli olarak günlük yaşanan politik ve siyasi
olayları ve inceleyen bir bilim dalı. İnşaat mühendisliğimin yanında, uluslararası ilişkilerde
akademik kariyer yapmam ve Doğu Akdeniz ile Orta Doğu’yu kapsayan, Türkiye, Yunanistan
ve İsrail’i içine alan coğrafyadaki siyasi ve politik gelişmeler konusunda uzmanlaşmak
istediğim için de her gün Yunanistan ve İsrail ile ilgili haberlere göz atarım. Ki, bir inşaat
mühendisi olarak ne denli “Analitik” isem, uluslararası ilişkiler hocası olarak da konulara o
denli vakıf olmam şart.
Neler mi var haberlerde? Mesela Yunanistan basını bu ara tam bir paranoya içinde. Ege’de,
Türkiye kıyılarına yakın veya da Türk kara suları içinde yer alan ve Lozan Anlaşması ile 7
Mart 1948 tarihinde Yunanistan’ın İtalya ile imzaladığı Ege adalarının Yunanistan’a devri ile
ilgili protokolün ekindeki haritanın (The Integration of the Dodecanese with Greece
Agreement) içinde yer almayan, Münhasır Ekonomik Bölgeleri olabileceği varsayımı ile ada
olarak nitelenebilecek küçük kaya parçalarının Türkiye tarafından işgal edildiklerine dair
inanç tavan yapmış durumda. Bu inanca ilaveten de Türkiye’nin artık kendi gelişmiş saldırı ve
savunma silahlarını da üretebilen bir ülke olduğu korkusu da çok yaygın.
Birçok sıradan Yunan vatandaşı Türkleri “kendilerine asla zarar vermeyecek asırlık dostlar”
olarak görürken, bazı siyasiler ve gazeteciler de tam aksine Türkiye düşmanlığını
körüklüyorlar.
Şimdilerde bu siyasiler ve gazeteciler kafayı, Türkiye’nin kendi imkan ve hammaddeleri ile
kendi fabrikalarında ürettiği ve yazılımını da kendi mühendislerinin yazdığı İHA olarak
tanımlanan, “Silahlı”, “Silahsız” ve “Keşif özellikli” İnsansız Hava Araçlarına, MİLGEM adlı
korvetlerine, Fırkateynlerine, Denizaltılarına, Milli Piyade Tüfekleri ve benzerlerine (MPT),
Atmaca Füzelerine, Karadan karaya, Havadan havaya, Karadan havaya ve Havadan karaya
atılan balistik füzelere, Elektro Manyetik Top’a (EMT) ve diğer dünya üzerinde Türkiye dahil

olmak üzere çok az ülkenin üretebildiği gelişmiş ve son teknoloji ile üretilebilen silahlara
takmış durumda.
Bu paranoya tartışmalarına şu sözlerle yansımış;
- Türk ve Yeni-Osmanlıların donanmaları… Bu silahları Münhasır Ekonomik Bölgelerin
kontrolünün sağlanması için kullanacaklar…
- Türkler bu silahları, Fırat ve Dicle’ye (Güneydoğu’ya) ya da Lübnan'a çıkarma yapmak
için üretmediler… Hayır, bizim için üretildiler. Bu şunu gösteriyor, Anadolu'daki
hesaplarını kapattıktan sonra tekrar batıdaki ilk hedeflerini hatırlayacaklar. En sondaki
hedefleri de Selanik. El koymaya Ege’den başlayacaklar...
- 2018 ile 2023 arasında, bizim donanmamız sadece sona değil, Türkçe’de söylenilen
‘Aman’ durumuna ulaştığında, yani söylenene göre yedek parça yetersizliği gibi birçok
şeyde zor duruma geldiğimizde ve özellikle gemilerin, silah sistemlerinin, sensörler vb.
yaşlanmış materyal sıkıntıları gösterdiklerinde, Türkler askeri çıkarlarını korumak, Mavi
vatan doktrini temelinde, MEB'lerini, bizden ve Kıbrıs’tan yağmalayacakları MEB'lerimizi
kontrol etmek ve bizden koparacakları kaynakları fethetmeye yönelik olarak tehdit etmek
için hazır olacaklar…
Bu korku dolu söylemler, Türkiye’nin kendi savunma sistemi enstrümanlarını üretmesi ve
dışarı bağımlılıktan kurtulması üzerine kurulu. Bu söylemlerini, her gün, her platformda
dillendirip, halkın kalbine korku salmalarının tek nedeni Türkiye’nin ürettiği silahlar,
helikopterler, savunma sistemi ekipmanları. Çöpe atılacak durumdaki silahların kakalandığı,
Batı ve ABD’nin, yazılımlarını yaptıkları savaş uçaklarının gelişini teröriste haber ettikleri
günler geride kaldı şükür. Ne derler, kötü komşu mal sahibi edermiş…
Prof. Dr. (İnş. Müh.), Dr. (Ulus. İliş.) Ata ATUN
Akademisyen, Kıbrıs İlim Üniversitesi
KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı
(Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=TkK4Fmcpbz4 veya https://www.youtube.com/watch?v=WZAcH5fiKdw
veya https://www.youtube.com/watch?v=DW7BEc7jAu0 )

Reklam vermek istiyorsanız bize buradan ulaşın

FLORİDA TURK GAZETESİ size Güney Florida Türk toplumunun yerel haberlerini, Türkiye ve Türklerle ilgili dünya haberlerini, yorumları ve bazi değerli yazarların köşe yazılarını ve dernek duyurularını anında sizlere getirmektedir. Küçük bir ücret karşılığında ana sayfaya koyduracağınız "banner"ınızla okuyucularımıza ulaşabilırsınız.

WebTrafik istatistikleri
3000 aylık sayfa görüntüleme
Alexa sıralaması için bakınız: ALEXA

200x300 pixel banner: aylık $150
Link: aylık $50

Data fazla detay için: (786) 251-9996, ya da aşağıdaki formu doldurup gönderin:
http://www.floridaturkgazetesi.com/contact