ATATÜRK VE TEK PARTİLİ DÖNEMDE KURAN OKUMAK YASAKTI ÖYLE Mİ? HADİ ORDAN

Submitted by FTG on Sun, 05/10/2026 - 16:11

Ökkeş Ağaoğlu

SÜREKLİ din üzerinden hareket ederek zaman aşımına uğramış bir padişahlığı yeniden hortlatmak için harekete geçen (güya kendince) dindar parti AKP, Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını dinsizlikle suçlayarak itibarlarını zedelemeye çalışmaktalar... Gayeleri gayet açık, saraylarda, konaklarda, villalarda hayat sürmek....

Halktan kopuk bir şekilde kendi özel dünyalarında yaşamak... Hiçbir sıkıntı çekmeden ve kanunları da kendi normlarına uydurarak hayatı dört dörtlük yaşamak... Bugün bu böyle değil mi? Evet... Aynen böyle... O halde gelin, şu din konusu meselesine bir bakalım... Atatürk dinsiz mi? Yoksa dinine bağlı muhteşem bir Müslüman mı?.. Hadi bir inceleyelim bakalım... Araştırmacı Yusuf Elmas'ın çok değerli araştırmasına şahit oldum ve başka bilgilerle de din meselesinin nasıl da geçmişe dönme isteğinde olan kapalı beyinlerin iştahlarının kabardığına şahit oldum... Sayın Yusuf Bey'in araştırmasından edindiğim bilgilere dayanarak bugün haksız yere Atatürk'e nasıl da saldırdıklarını daha net görebildim... Örneğin Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurduktan sonra onun döneminde Kuran Kursu sayısı 117 adete varmıştı... Ve Atatürk bu kursları kurarken siyasi partilerin tekelinde değil, aksine insanların dini duygularının devlet eliyle güçlenmesini ön plana çıkarmaya çalışmasıyla ülkeyi gericilik zihniyetinden kurtarmıştı... Hatta ülkenin kurtuluşundan Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar toplam 734 adet Kuran Kursu da Diyanet Başkanlığı'nca açılmıştı. Ve bu tek partili dönemde oluyordu... Ayrıca çok partili döneme kadar da devam etti... Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı'nca da açılmış Kuran Kursları hayata geçti.... Ve bu Kuran Kursları Türkiye'deki illere dağılımı da fazlasıyla yapılmaya başlandı.. Burada gaye (özellikle padişahlardan sonra) çok partili döneme geçişte siyasi partilerin Kuran Kursları tekelini ellerinden kurtarmak içindi... Ve başarmışlardı da... Hatta 1940'larda "Bu ülkede Kuran okumak yasaktır" denilen o yıllarda (özellikle) 37 tane Kuran Kursu açıldı. Üstelik o dönemde okullarda Kuran Kerim Tecvit dersleri itinayla öğretilmeye başlandı. ((Tecvid dersi, Kur'an-ı Kerim'i harflerin çıkış yerlerine (mahreç), sıfatlarına ve diğer okuyuş kurallarına uyarak, doğru, güzel ve seri bir şekilde okumayı öğreten ilim dalıdır.)) Ve Atatürk dinsiz öyle mi? Hadi ordan kara cahiller.

ATATÜRK İTALYA'DAN PORTAKAL FİDANLARINI GETİRTİYOR... EKİYOR VE PARA KARŞILIĞI DEĞİL BİLİM VE İLİM ARAÇLARIYLA TAKAS YAPARAK ÜLKEYİ TARIM VE SANAYİ BİLİMİNE ULAŞTIRIYOR... Ülkenin tarımı sıfır iken, değil ürün yetiştirmek... Bir portakal ve meyve bahçelerimizin bile olmadığı bir Türkiye'yi kalkındırmanın çarelerini arıyor... Kim arıyor?.. Tabii ki Atatürk... Ve İtalya'dan portakal fidanlarını getirtiyor... Çünkü Atatürk'ün kafasında kurduğu çok büyük planlar var... Halk Atatürk'e soruyor: "Paşam bunları ekecek küçük yerlerimiz var... Orada ekebiliriz" diyorlar... Atatürk: "Hayır, dağın ve ovaların alabildiği kadar her yere ekeceğiz..." diyor. ...Ve Ruslar bu portakalları almak istiyor, ancak köylümüz "Bu portakalları hangi fiyattan satalım?" diye Atatürk'e gidiyorlar. Atatürk, "Biz satmayacağız. Portakalın karşılığında sanayi ve fabrika makinelerini alıp onların nasıl çalıştırılıdığını onlardan öğreneceğiz" diyerek fabrikaların temellerini böylece Türkiye'de atmış oluyor... Peki portakallar karşılığında Rusya'dan hangi fabrikaların makinalarını getirterek hangi fabrikaları kuruyor: 1) - Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası 2) - Kayseri Tekstil Sümerbank Fabrikası 3) - İskenderun Demir Çelik Fabrikası 4) - Şişe Cam Fabrikası 5) - Aliağa Rafinerisi 6) - Seydişehir Alüminyum Fabrikası 7) - Oymapınar Barajı... İşte Atatürk hem dışarıya tarım ürünlerini ihracat yaparken, karşılığında para yerine teknoloji ve bilim makinalarıyla ülkeye fabrikalar kazandırdı... Bugün ise bunların hepsini babalarının malı gibi satarak bir de bunun üstüne "Geçmişteki hükümetler hiçbir şey yapmadı" derken onlara, "Bu kadar sattığınız sanayi ve fabrikaları siz mi - babanız mı yaptı da sattınız?" diyerek yüzlerine haykırmak istiyor insan. İşte ülkemizi bu hale düşürdüler... Hazine'de para kalmadı... Ülkeyi yok ettiler... Halâ bunlara oy verenler bir türlü gerçekleri görmek için okumuyorlar, görmüyorlar ve izlemiyorlar... Hatta söylenen iddialı konuşmaları takibe almıyorlar... Zaten ne çekiyorsak onların takip etmemeleri yüzünden çekiyoruz... Ama halâ anlamadılar, üstelik anlamak da istemiyorlar... Bakalım bu sefilliğin içinde olmadığını sanan bu kişilerin aydınlanmasını ne zaman göreceğiz?...

ATATÜRK'Ü ELEŞTİRMEK Mİ İSTİYORSUN?..ÖNCE ONUN NASIL SAVAŞTIĞINI OKUYACAKSIN... MİLLET VE MEMLEKET AŞKININ NASIL SÖNMEDİĞİNE BAKACAKSIN... PARA DEĞİL ONUR VE KARAKTER SAVAŞI NASIL VERİLİRMİŞ ONU ÖĞRENECEKSİN... Atatürk'ü eleştirmek için sürekli demokrasinin güzelliğinden yola çıkan AKP zihniyetlilere karşılık verdiğinizde bunu hakaret kabul ederek hemen gardlarını alıyorlar. Oysa onlara soru mukabilinde cevaplar vererek beyin ve kafa yapılarının nasıl çalışmadığını anlatmaya çalışıyoruz... Ama anlamıyorlar.. Biz yine onlara şu soruları sormadan geçemeyeceğiz.. Atatürk'ü eleştirmek mi istiyorsun?.. 1) - 6 lisan bileceksin. 2) - Yıkılmış bir Osmanlı imparatorluğunun küllerinden bir devlet yaratacaksın. 3) - Ülkenin bütün köşelerine giderek halkı vatanseverliğe aşılayacaksın. 4) - Kadın - Erkek eşitliğini kanunlaştırarak dünyada demokrasinin beşiği olan Amerika'da bile kadının olmayan haklarını ülkende ona vereceksin. 5) - Türk, Kürt, Çerkez, Pomak, Alevi, Şafi ve buna benzer kim varsa ülkede hepsini tek bayrak altında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak isimlendirerek onları vatana kavuştaracaksın. 6) - Binlerce kitap okuyup onun kültürüne ulaşmanın güzelliğini yaşayacak, dünya ülkelerini daha yakından tanıyacaksın. 7) - Askerin yanında, cephede onların yanında olarak resmen sen de tetiğe basacaksın. 8) - Tüm varlığını kişisel hesabına değil, ülkene bağışlayacaksın. 9) - Köylü ülkenin efendisidir diyecek kadar halkını kucaklayacak, onlara kibirle bakmayacaksın. 10) - Yani adam gibi adam olacaksın. Ona yetişmek için adamdan da öte, O'nun kahramanlıklarını okuyarak kendini eğiteceksin. Daha doğrusu karşısına çıkman için onun gibi bilgi yüklü olman gerekiyor. Boş bir kafayla parti çoğunluğunun yapısının güç sarhoşluğuyla hareket edersen değil ona soru sormayı... Verdiğin sorunun cevabı altında ezilir gidersin.