ATATÜRK'ÜN AÇTIĞI YOLDA KADIN YAZARLARIN EDEBİ DEVRİMCİSİ: EMİNE PİŞİREN

Submitted by FTG on Sun, 04/12/2026 - 09:45

Ökkeş Ağaoğlu

ŞU anki siyasi bunalıma giren Türkiye'nin politik yapısı öylesine düzensizleşti ki, insanlar ne geriye doğru bakabiliyor... Ne de ilerisini görebiliyor ve düşünebiliyor... Hele ki hayat tarzlarını dahi oluşturamamaktalar... Sebebi Atatürk ilkelerine karşı gelmek için ülkeyi batırmak değil midir?..

Elbette odur... Öyle ki hayatı zindan eden ve olmayan siyasetleri öylesine saçmalıklarla dolu ki... Ne bir edebiyata önem veriyorlar... Ne bir düşün sanatı ve sanatçısına... Ve ne de tiyatro sanatıyla hayata güzel gözle bakıyorlar... İçlerindeki karanlık dünyayla (ve özellikle Atatürk'e olan kinleriyle) yaşıyorlar... Çünkü ne bir sanattan bi'haberler... Ne de yaşadıklarını sanıyorlar... Ölü bir hayat tarzlarıyla günlerini gün etmenin saçmalıklarıyla yaşamaya devam ediyorlar... İşte bu saçma sapan tarzlarına hiçbir zaman aldanmayan... Hayatı görsel olarak değil, düşün sanatıyla değerlendiren... Maddi ve manevi değerler arasında sola ağırlık veren... Düşün sanatına olağanüstü katkılar sağlayan... Sadece fikirleriyle insanlara hizmet etme savaşına yönelen... Yazdığı kitaplarıyla bunu başaran Emine Hanım'a saygı duymamak, büyük bir saygısızlık olur doğrusu... Çünkü Atatürk'ün (..."Atatürk, kadınların toplumda eğitimli, kültürlü ve erkeklerle eşit haklara sahip bireyler olarak yer almasını"...) savunmadı mı?... Ve üstelik (..."Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir"...) demedi mi?.. Hatta bu sözüyle onların (Kadınların) (.."Medeniyete kattığı çalışmalarıyla ülkenin inşasındaki rolünün önemine"...) vurgu yapmadı mı?.. Elbette yaptı... Hatta ve hatta (..."Kadın yazarlara özel bir açıklama yapmamış olsa da"..) Türk kadınının (..."Aydınlanması ve yazın dünyasında yer alması için"...) ilimde, bilimde, kültürde, sanatın her alanında (ve hatta iş dünyasında bile) kadınlara sunduğu bağımsızlığı ve özgürlükle çevrelediği seferberliği desteklemedi mi?.. Tabii ki destekledi... Kısaca Atatürk "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadın haklarına çok önem veren" bir liderdi... Ve bunu yaşadığı dönemde uygulamaya koyarak başardı... İşte bu güzel Tanrısal gücü eşitlik ilkelerine dayayan ve Türk halkının kendi benliğini dile getirmesine olağanüstü yardımlarda bulunan Atatürk'ün izinde giden Türk kadını, bugün erkek toplumunun içinde isimlerini altın harflerle her alanda yazdırmaktalar. İşte bunları içinde bunu başaranlardan biri olarak gördüğümüz Emine Hanım'ın duruşu... Aklı selim olarak hükmü ve kararlarında doğruyu yakalayan... Ve bu doğruları kitaplarında dile getiren Emine Hanım'ı takdir etmemek mümkün mü?.. Atatürk'ün "Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat sanatçı olamazsınız" sözüyle, sanatın üstün bir yeteneğine haiz olduklarına yönelik omuzlarına apolet takmıştır... Yani değer vermiştir... Daha doğrusu derin bir kültür ve büyük bir emek gerektirdiğini vurguladığı her tür sanat dalı, Türkiye'nin kalkınmasındaki okuma yazma oranını da kültürel manada artırmıştır. Burada kimileri "Sanat ve sanatçılık farklı kavramlardır... Bunun içine hepsini katamazsınız" görüşünü savunurlar... Oysa kitap yazarları, özellikle kurgu, şiir veya edebi denemeler gibi yaratıcı ve estetik değeri olan eserler ürettiklerinde sanatçı olarak kabul edilirler. Neden mi?.. Sanatçı dediğimiz film aktörleri ve tiyatrocular kitap yazarlarının eserlerini yeri gediğinde pandomim (yani mim sanatı) tarzıyla... Tiyatrolarda sesli görsellerle oynamıyorlar mı?.. Şimdi bu sanatçılar, edebiyatla ilgilenen kitap yazarlarının eserlerini seslendirmiyorlar mı?.. İşte bu (kim ne derse desin) kitap yazarları, sanatı ve edebiyatı dibine kadar işleyen sanatçılardır... Hatta muhteşem bir sanat koludur... Ve bu kolda inatla ilerleyen Emine Hanım'ın değil sanatçı kişiliğine... Kalem tutan fikirlerindeki o öze yaklaşmak ve o kabiliyeti yakalayabilmek de (sanata kıyısından köşesinden) ulaşmak anlamını taşımalıdır. Çünkü bugün siyasi zihniyet modern kültürümüzün öncülerinden olan tiyatro ve yazarlarımızın eserlerini ve alanlarını kapatmadılar mı?.. Hatta kendilerine aykırı olarak bilgi yüklü eleştirisel yazarların bir satırını dahi okumadan (Ne demek istediklerini anlamadan) kendilerini cahilliğin girdabına atmıyorlar mı?.. İşte tam da burada kadın yazarların toplumdaki önemi bence oldukça büyüktür. Çünkü kadınlar, kendi yaşadıkları olayları ve duyguları yazıya dökerek insanların farklı bakış açıları kazanmasını sağlarlar. Özellikle geçmişte kadınların sesi çok fazla duyulmadığı için, onların yazdıkları eserler daha da değerli hale gelmiştir. Kadın yazarlar sayesinde toplumda yaşanan bazı sorunlar daha açık bir şekilde görülmeye başlanmıştır. Kadınların karşılaştığı zorluklar, eşitsizlikler ve duygusal durumlar bu eserlerde daha gerçekçi bir şekilde anlatılır. Bu da insanların empati kurmasına yardımcı olur. Ayrıca kadın yazarlar, gençler için de iyi bir örnektir. Başarılı kadın yazarları görmek, özellikle kız çocuklarına cesaret verir. Onlar da kendilerini ifade etmekten çekinmezler ve hayallerinin peşinden gidebilirler... Çünkü bu onlara güven kazandırmıştır... Bence kadın yazarların bir diğer önemli yönü de edebiyata farklı bir renk katmaları olmuştur. Her insanın hayatı farklı olduğu için, yazdıkları da farklı olur. Bu da edebiyatı daha çok zenginlik katarak ilgi çekici hale getirmektedir.... Sonuç olarak, kadın yazarlar sadece kitap yazan kişiler değildir. Aynı zamanda topluma katkı sağlayan, insanları düşündüren ve farkındalık oluşturan önemli bireylerdir. Kısaca.. Sonuç olarak, kadın yazarlar sadece kitap yazan kişiler değillerdir... Bu düşünce sakın böyle algılanmasın... Çünkü kadın yazarlar, aynı zamanda topluma yön veren önemli bireyler olarak düşünülmelidir. Onların eserleri sayesinde insanlar farklı bakış açıları kazanırlar... Hele ki empati kurmayı öğrenir ve birçok konuda daha bilinçli hale gelmelerini sağlarlar. Bu yüzden kadın yazarların değeri her zaman çok iyi bilinmeli... Ve onların sesindeki sanat icralarını duyurmaya ve duymaya devam etmeliyiz (Ki, modern Türkiye olarak Atatürk'e olan borcumuzu ödeyebilelim...) Bu samimi düşünceler içinde böylesi değerli eserleri okumamıza sebep olduğu için saygıdeğer Emine Hanım'a teşekkür ediyor... Edebiyata katkı sunan tüm kadın yazarları da saygı ve minnetle anıyorum...