TRUMP, ATOM BOMBASI DA ATSA, BEYAZ SARAY'DAKİ DUA KAYBETTİĞİNİN FOTOĞRAFIDIR

Submitted by FTG on Sun, 03/08/2026 - 09:12

Ökkeş Ağaoğlu

AMERİKA'nın barış sever görünümü suya düştü... Zaten bu algı 50'li, 60'lı yıllarda "Amerika demokrasiye aşık" diyerekten hiçbir iletişim ağımızın da olmadığından her şeye (mecburen) inanır olmuyor muyduk?.. Yani teknoloji ağınızın sıfır olduğu dönemdesiniz ve Amerika gibi güçlü bir ülkenin dışında başka bir güçlü ülke olmadığına inanıyorsunuz.. Hele ki o zamanların Amerikan filmleri dünya piyasasını kasıp kavururken...

Amerika'nın Hollywood ticaretinin paraya para demez iken, dünya ülkelerine yaydıkları dürüstlük ve koruyuculuk algısının ve politikasının tüm dünyayı sardığı devri yaşıyorsunuz... Çünkü kafanızda soru işareti oluşmuyor... Siz sadece kendi ülkenizdeki ayakta durma savaşını vererek hayatınızı yaşıyorsunuz... Ama bu habersiz iletişim ağı ve cahil kalan düşüncelerinizi bugün farklı zeminlerde seyreden Amerika'yı ve İsrail'i değerlendirmelere tabii tutabiliyorsunuz... Hem de en akıcı ve fikri tazelikte... Peki bu akıcı değerlendirme fikri ne zaman oluştu derseniz... Taaaaa ki Filistin'e... İran'a saldırı düzenlenene kadar... Artık Amerika'nın dürüst ve samimi olduğuna kimse inanıyor mu?.. Hayır, inanmıyor... Nasıl inanılır ki?.. İspanya gibi Avrupa ülkesinin bile Amerika'ya sert mesajları bunun bir kanıtı oluyor... Düşünün, çok güçlü ülkesiniz ve karşınızda İsrail gibi kuduz olmuş bir ülkeciğin esareti altında inim inim inleyen bir Filistin'i görüyorsunuz... Ve o yöreyi göz göre göre bombalayarak Filistin'i ve halkını ortadan kaldırmaya çalıştıklarını gören Amerika'nın da o kuduz ülkeye yardım ettiğine şahit oluyorsunuz... O zaman siz Amerika hakkında ne düşünürsünüz?.. Tabii ki istediği ülkenin topraklarını gasp eden... Halkını öldüren... Hatta tümünden yok etmek için bombaları o ülkenin bütün yöresine atabilen Amerika'nın acımasızlığını daha net görürsünüz... Bunu bize kanıtlayan elbette bugünkü iletişim ağları... İnternetteki sınırsız değerlendirmeleri... Yorumları... Videoları ve yapay olmayan... Hatta yapay zekaya gerek olmadığını ve canlandırılmadığını gayet net gördüğünüz Amerika'nın ve İsrail'in yennilgisine daha net şahit olabiliyorsunuz...

AMERİKA VE İSRAİL SERT KAYAYA ÇARPTILAR... BU KAYADAN YA "YENİLGİYİ" KABUL EDEREK AYRILACAKLAR... YA DA "DAHA BU İŞ BİTMEDİ" DİYEREK HAVA ATACAKLAR... AMA BAŞARAMAYACAKLAR... Amerika sürekli İran'ı kafaya takmıştı... Daha doğrusu bu inat ve kindarlık yıllardan beri süre geliyordu... Hele ki Humeyni döneminde Fransa'nın İran'a hazırlamasının gerisinde kalan Amerika, teknolojisine... Savaş gücüne... İnternet ağlarına... Uzay iletişimine... Ve güçlü gemi ve silahlarına güvendiği için yapılanların hepsinin bir çocuk oyunu misali gibi değerlendiriyordu. Daha doğrusu Amerika için bu yapılanların hepsinin basit bir tiyatro oyunundan ibaret olduğu düşüncesi dah ağır basıyordu... Ve sonunda "Artık İran'a saldırmalıyım... Ama önceden önlemlerimi almak zorundayım" diyerek Venezuela'ya saldırdı... Maduro'yu yatağından alıp Amerika'ya kaçırdı... Bunun yapmasının büyük bir sebebi vardı... O da İran'a ve onun beraberinde Ortadoğulu diğer ülkelere saldırı düzenlediği sırada bir petrol krizine yakalanma riskinin sıfır olmasıydı... İşte bu yüzden Venezuela'ya saldırdı ve 50 milyon varil petrolünü garantiye aldı... Venezuela olayından sonra İsrail'e bir nevi "Filistin'e saldır" mesajını iletmiş oldu... Eeeeee, İsrail de boş durur mu?... Zaten kuduz olmuş, anında Filistin'i bombalamaya başlar... Hem de çok acımacsız bombalamalara Filistin'in altını üstüne getirir... Ağlayanlar... Evsiz kalanlar... Annelerini, babalarını, evlatlarını kaybedenler... Bütün bunlar dünya televizyonlarının gözü önünde oluyor... Ama İsrail ve Amerika acımasızlıklarını hiç gizlemiyorlar. Çünkü "Ben dünyanın en güçlüsüyüm" kibrine kapıldığı için... Ortadoğu'yu da çantada keklik gördüğü için... Tam saha saldırı haline gelebilmenin zevkini tatmak için "Saldırın" startını veriyor... ....Ve İran'a saldırıyor... İran'da masum çocukların bulunduğu okullar bilinçli olarak bombalanıyor... İran ise, "Tekrar ederseniz İsrail'i haritadan sileriz" açıklamasına hiç önem vermeden 200 uçakla İran'a saldırı düzenleniyor... İran ilk başta cılız bir savunma sistemiyle karşılık veriyor... Yani masum halkın üzerine değil, askeri karargahların bulunduğu alanlara füzelerini gönderiyor. Tabii bunu cılız bir savunma olarak değerlendiren İsrail ve Amerika, saldırılarını daha da şiddetlendirmeye başlıyor... İşte tam da burada İran, cılız görünerek İsrail ve Amerika'nın savaş üstünlüğünü hangi mekanizmalardan... Hangi radar üslerinden ve hangi gemilerden aldığını tespit ediyor... Bu arada İsrail ve Amerika zafer sarhoşluğu yaşamaktadır... Yani İran'ınn cılız karşılık verdiğini görerek, "Tahran'ın işini birkaç saat içinde bitiririz" diyerek mutlu oluyor...

AMERİKA VE İSRAİL SERT KAYAYA ÇARPIYOR... BU KAYADAN YA "YENİLGİYİ" KABUL EDEREK AYRILACAKLAR... YA DA "DAHA BU İŞ BİTMEDİ" DİYEREK YENİLGİYE DEVAM EDECEKLER... ...Ve İsrail ve Amerika, o hiç beklemedikleri karşı duruşu İran'da görüyorlar... İran, artık gerekli savaş istihbarat merkezlerinin bilgisini aldığı için ülkesini tam saha korumaya başlıyor... Çin'den ve Rusya'dan aldığı binlerce akıllı füzeleri fırlatmaya başlıyor... Daha önceden belirlenen ve dünya ülkelerine yayılmış radar üslerini... Hava üslerini... Silah ve mühimmat üslerini tek tek bombalayarak ortadan kaldırıyor... Hele ki Amerika'nın Bahreyn'deki 5 bin kilometreyi dinleyen ve uçan kuşun koordinatlarını bile tespit eden dünyanın en büyük radar üssünü yok ediyor... Tabii İsrail ve Amerika bir anda dona kalıyor... Şaşkın şaşkın bombaları atıyor... Ancak İran'ın çok büyük bir kozunun olduğunu unutuyorlar. O da fırlatılan füze rampalarının hareketli olduğundan yerlerinin tespit edilemediği istihbaratını alıyorlar... İşte İran'ın en büyük kozu, füzelerin nokta bölgelerden atış yapmadığı... Hareketli olduğu için gücünün azalma riskinin sıfır olduğunu... Ve düşmana karşı şansının daha fazla olduğu istihbaratını yakalıyor... Tabii İran, dünyanın en büyük uçak gemisi olan Abraham Nilcoln'u vuruyor... Tabii Amerika bunu kendi ülkesinde sansürleyerek "yalan haber" diye saklamaya çalışsa da, dünya kamuoyunun iletişim ağlarından nasıl vurulduğu tam da yerinde olarak izleniyor... Akabinde hayalet uçakların düşürülmesi... İran'a gönderilen füzelerin sadece sivil halka yönelik olarak kaldığını... Askeri karargahları bir türlü yakalayamadıkları izlenimi İsrail'i ve Amerika'yı moralmen çökertiyor.. İşte İran tam da burada o inancını tamamlayan seslenişi yapıyor: "İsrail'i ortadan kaldıracağım... Bu ülkenin ortadan kalkması gerekiyor" diyerek ayakta olduğunu... Bu kez İsrail halkının sığınaklara kaçtığını... Yaşam garantilerinin olmadığını görüyorlar... Hele ki İsrail'in "Demir Kubbe"sinin çöküşü Amerika'yı daha da tedirgin ediyor... Bunun yanında İran, Amerikan yanlısı Ortadoğulu ülkelerde bulunan ne kadar Amerikan askeri hava üssü varsa, hepsini vuruyor... Bu neyi gösteriyor?... Amerika, daha doğrusu Trump, Netanyahu'nun doldurulmuşuna geldiğini gösteriyor... Çünkü İsrail zaten büyük İsrail olma yolunda ilerlemek isterken rakip gördüğü İran'ı adam yerine koymayarak "İran'ı 24 saatte yok ederiz" düşüncesiyle Trump'ı ikna ediyor... Yani karşısında cılız bir Filistin gibi görmenin kibirliliği İsrail'i ve Amerika'yı güçlü ülke olma gündeminden düşürüyor... Şimdi bunun acısını yaşayan Trump, Beyaz Saray'da ayinler düzenliyor... Ofisinde papazlarla birlikte ayinler düzenliyor. İŞTE BU, AMERİKA'NIN YENİLDİĞİNİN EN BÜYÜK KANITIDIR... Çünkü Amerika da, İran'ın dualarla halkını inim inim inlettiği merkezinden yola çıktı... Ama şimdi kendisi 500'ün üzerinde Amerikan askerinin ölmesini saklamaya başlaması ve ofisinde ayin düzenleyerek Allah'a sığınmaya çalışmasını nasıl yorumlamamız gerekiyor?.. İran gibi sen de şeriat düzeni içinde değil de, faşist bir yönetim tarzıyla Amerikan halkına yaşattığın ölümlerin günahından kendini sıyırmak için dualara sarılmaların boşuna çaba değil mi?.. Bunu Filistin'e saldırırken... Gazze için "Çok güzel binalar yaparız.. Kumarhaneler merkezi yaparız" derken düşünecektin... İşte tam da burada şu soruyu sormamız gerekmiyor mu?: İran'ı İslam baskısıyla yöneten ve şeriat yöntemleriyle halkına kan kusturan Ali Hamaney'in devrilmesi için kendini haklı görürken... Şu anda Amerikan halkına büyük yenilgi yaşatan Trump'ın Beyaz Saray'daki ofisinde papazlarla ayin yaparak dua etmesi dinsel olmuyor mu?.. Daha doğrusu İslam dünyası bunu yaparken aşırı oluyor... Ama kendileri bunu özel ofislerinde yapınca medeni oluyor, öyle mi?.. Evet biz de İran'daki şeriat sistemin sevmiyoruz ve benimsemiyoruz... Hatta Türkiye'nin de yavaş yavaş o yöne evrilmek istendiğini gördüğümüz için aynı ve aynı şartları yaşamamak için daha yolun başındayız diyerek mücadele ediyoruz... Ama İran'ın iç meselesi beni hiçbir zaman ilgilendirmez... Hatta, BOP peşinde olan AKP'nin Amerikan projesine ağırlık verdiği için İran'a askeri yönden yardım etmeliyiz... Üstelik (tıpkı Ecevit'in yaptığı gibi) Türkiye'deki bütün Amerikan üslerini kapatmalıyız... Peki bunları yaptık mı?.. Hayır... Yapmadık... Daha doğrusu yapamadık... Neden mi?.. BOP'u destekleyen bir AKP hükümetinin Atatürk düşmanlığı yüzünden...

"PEKİ TÜRKİYE BU İŞİN NERESİNDE?" DERSENİZ... TAM DA MERKEZİNDE DİYEBİLİRİZ... ÇÜNKÜ TÜM BU OLANLAR BOP ADINA YAPILAN BİR YAPININ OTURTULMASI İÇİNDİ... VE BOP'U DESTEKLEYEN DE AKP DEĞİL MİYDİ?.. Yıllar öncesinden yola çıkan ve parti kurarak Türkiye'nin kaderini emperyal düzen adına değiştirmeye çalışan AKP, bugünkü sistemin ayak izlerini yıllar önce zaten kurmuştu... Yani "BOP projesinin eş başkanıyım" diyerek bunu yandaşlarına kabul ettiren... Zaten ülkede Atatürk düşmanlarının çoğunluğu olduğu sıraya ve döneme denk gelen BOP projesinin işlerliğinden emin olan AKP ve kadroları, büyük bir şımarıklıkla bugüne kadar geldiler.. Ancak onları durduran bir genç adam ortaya çıkıverdi... O genç adamın adı Ekrem İmamoğlu idi... Ne zaman ki İmamoğlu İstanbul Belediye Başkanlığı'nı kazandı, AKP ve tüm bakanları İmamoğlu ile uğraşmaya başladı... Fakat ne yaparlarsa yaptılar 4 seçim arifesinde İmamoğlu İstanbul'u sürekli kazanınca bu AKP'nin popüleratisine büyük bir darbe oluşturmaya başladı... Tabii bundan hoşlanmayan Erdoğan, bir daha adaylığını koyamamanın büyük yenilgisini tatmaya başladı... İşte bu arada İmamoğlu, Amerika'nın, İsrail'in gerçek yüzlerini anlatma güzelliğini çok iyi yaptığı için AKP'li büyük çoğunluk İmamoğlu'nun yanında yer almaya başladı... Bu da AKP'nin halk nezdinde gittikçe güç kaybetmesine neden oldu... Ve baskı politikalarıyla İmamoğlu'nun kapı gibi diplomasını iptal ettirdi... Üstelik bu yetmiyormuş gibi bir de onu hapse atıp "Orada çürüteceğim" fısıltılarını bilinçli olarak yaymasından sonra halktan şu beklentiyi umuyordu: "AKP çok güçlü... Biz yine Erdoğan'a oyumuzu verelim"... Ama yine bu plan suya düştü... Çünkü İsrail'in Filistin'e yaptığı ağır bombardımanlar... Amerika'nın İran tarafından ağır yenilgiye uğraması ve dünyaca "Amerikan gemileri de bombalanıyormuş" düşüncesini taşımaları AKP için büyük bir moral kaybı oluverdi... Bu da Türk halkının İslam dünyasına sıcak bakmasıyla Erdoğan yapılan saldırılar yüzünden ne İsrail'e ve ne de Amerika'ya suçlamalar yapamadı... Sadece iki tarafa barış öneriyoruz gibisinden yuvarlanmış basit kelimelerin arkasına sığınıp politikasını yürütmeye çalıştı. Ama Avrupalı İspanya Başbakanı hem İsrail'e ve hem de Amerika'ya çok ağır sözler söyleyerek bu büyük suçu affetmeyeceklerini... Amerika ve İsrail'i hiçbir zaman desteklemeyeceklerini açıkladı... Bu girişim İslam alemince büyük bir moral kaynağı oldu... Ama NATO boş durur mu hiç?.. Türkiye'ye füze düştü diyerek hemen 3 Avrupa ülkesi savaş gemileriyle Akdeniz'e yola çıktı... Ama bunun bile bir tezgah olduğu kabak gibi ortadaydı.. Çünkü hiçbir terör saldırısında ortada görünmeyen bu 3 NATO ülkesi, olası bir savaşa Türkiye'yi de sokmak için girişim yaptıklarını gayet net bir şekilde görebiliyorduk... Neden mi?.. Nasıl ki I. Dünya Harbi'nde Almanların gazına gelen Osmanlı'nın daha savaşmadan yenilgi yaşadığı bir gerçek ise... Aynı şekilde herhangi bir NATO ülkesinin Türkiye'ye uyduruk bir füze atarak Ankara'yı savaşa sokma istekleri büyük bir plan olarak ortaya çıkıverdi... Ama Rusya "Avrupa'ya söylüyorum, bu işe karışırsanız biz de varız" açıklaması hem Türkiye'nin olası bir tuzağa düşmesinden kurtardı... Hem de İran'a "Yalnız değilsin" mesajını iletmiş oldu... Zaten Çin de, insansın denizaltılarını İran'a göndermişti ve İran, Hürmüz Boğazı'ndaki üstünlüğünü böylece korumuş oldu.Çünkü Çin, tüm petrol rezervini İran'dan almakta ve Amerika'nın kendisine oynayacağı bu oyunu gördüğü için hem füze ve hem de denizaltı destekleriyle Tahran'ın elini güçlendirmiş oldu. Kısaca Amerika yenilmez ülke olmaktan çıkarılıp, yenilen ve savaşılabilen bir ülke olduğu kanıtlanmış oldu... Ayrıca Ortadoğu için "Bataklık bölge" olmaktan kurtulup, aksine Ortadoğulu ülkelere saldırayım derken kendilerinin o bataklığa düşmüş olduğunu gördük... Bunu da bize kanıtlayan İran oldu. Artık bu saatten sonra Amerika ATOM BOMBASI DA KULLANSA, bu onun galip geldiğini göstermez... (Ki, nükleere sahip olan ülkeler de Amerika'ya karşı boş durmayacaktır...) Çünkü atom bombası kullanan Amerika, normal askeri savaş gereçleriyle yenildiği için atom bombasını kullandı izlenimi bilgisini asla silemeyecektir.