Ökkeş Ağaoğlu
GÖBEKLİTEPE dünya tarihini olduğu kadar evrensel ve ruhani inanışların da palavradan uydurma hikayelerinin çökmesine neden olacak düzeydedir... Hele ki bunun aksini ispat etmek isteyenler ise, ne dayanacağı herhangi bir bilginin arkasına geçebilmişlerdir... Ne de uydurma hikayelerinin gerçekçiliğini ispat edebilmişlerdir... Sadece hikaye gibi insanüstü varlıkların dünyanın ve evrenin dışında gelen ruhani varlıklar olarak tasvir edip, biraz da aralarına Kutsal kitapları dahil ederek kendi inanışlarını tatmin etme yoluna gitmişlerdir...
Oysa durum hiç de öyle değildir... Hatta saçma sapa ifadelerin gelişmesine dayanarak Allah'ın kutsal kitabında bahsettiği bazı gerçekleri okumamalarının cahilliğine de düşmüşlerdir... Nasıl ki Allah Yasin suresinin 37 - 38 - 39 - 40'ıncı ayetlerinde şu bilgileri ulaştırdıysa... Bizim de o bilgilere uzanmamız gerekmiyor mu?... Bakın Kuran'ın bu ayetleri Allah'ın kelamları sözleri üzerine nasıl yazılmış: "..37 - Gece onlar için büyük bir delildir, ondan gündüzü çekip alırız, bir de bakarlar ki karanlıkta kalmışlardır! 38 - Güneş de bir delildir! Kendisine mahsus bir yörüngede akıp gidiyor! Bu, güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir! 39 - Ay'da birtakım duraklar tespit ettik! Dönüp dolaşır, sonunda, eğri hurma dalı gibi eski şekline gelir! 40 - Ne Güneş, Ay'a yetişip çarpar; ne de gece gündüzü geçebilir, her biri kendi yörüngesinde yüzerler! .." İşte bu ayetler sadece "Allah'ın sözleri ve kelamları"dır diyerek hiç incelenmeden bir tarafa bırakılamaz... Bırakılamayacak kadar da değerlidir...
Bu ayetlerin bilgi yüklülüğünü GÖBEKLİTEPE'deki muazzam yazıtlar ve tasvirlerle birleştirildiğinde, insanoğlunun kesinlikle ulaşacağı çok muhteşem bilgiye ulaştıklarını göreceklerdir... İşte o bilgi GÖBEKLİTEPE'nin aynen kendisidir... İşte bu bilgi dolu tepe, bütün tarih bilgilerini, dünyanın oluşum bilgilerini ve buzul çağının bile boşa düşeceği anlamı taşıdığı anlamını ve gerçeğini taşıdığı için kazılar durdurdu... Daha doğrusu DÜNYA BİLİM ADAMLARI ŞOKTA diyebiliriz... Bugüne kadar yakın tarihte yapılan ve kazıların oluşturduğu düzinelerce kitaplar ve bilgiler hepsi çöpe gidecek... Asıl olan ise, dünyayı yöneten küresel güçlerin (Yani Para Babalarının) ekonominin dışında GÖBEKLİTEPE ile neden ilgilendikleri gerçeğidir... Üstelik o BİRİLERİ RAHATSIZ OLDU VE SİT ALANININ GEÇTİĞİ YERİ BETONLA YOL YAPIMI DİYE KAPATMAYA ÇALIŞTILAR ve O YOLU YAPTILAR...
GÖBEKLİTEPE 1995 yılında bulundu... Alanın %5'i araştırıldı... %95'nin araştırılması durduruldu... Ve en çok korktukları İKİ SÜTUN küresel güçleri rahatsız etti... Hatta öyle bir sütun var ki, onun adı 43 numara idi... "Eğer bu sütun çıktıysa, aşağıda bu sütun gibi daha fazla sütunlar var" dediler... İnsanın aklına hemen şu soru geliyor: (KİMLER VE NEDEN GÖBEKLİTEPE'nin ARAŞTIRILMASINI ve TARİHİ BİLGİLERİN GÜN YÜZÜNE ÇIKARILMASINI İSTEMİYOR?..) Dünyayı dizayn eden Küresel Güçler, GÖBEKLİTEPE'den çıkacak bilgilerden olağanüstü rahatsızlık duyduysa eğer, bunun Türkiye'ye olan etkisi nedir?.. Türkiye bu karardan neden etkilensin?.. Ne yazık ki küresel güçler araştırmanın durdurulmasını sağladı... Peki hükümetimiz ne yapıyor?.. Halkına bir tek bilgi dahi vermiyor... Hatta Küresel Güçlerin araştırmalarımıza kadar burunlarını sokabiliyorlar... Araştırmacıların bilgisinden sızan en son bilgiye göre AY, DÜNYA YÖRÜNGESİNE GİRDİ VE 43 NUMARALI SÜTUNUN BUNU KANITLADIĞINI söylüyor(lar)... Hatta Filozof Aristo'nun şu sözünü hatırlayalım... Evet, Aristoteles (Aristo), kitaplarındaki eserlerinde "AY'ın HENÜZ GÖKYÜZÜNDE VAR OLMADIĞI ÇOK ESKİ BİR DÖNEMDEN BAHSEDER..." İşte GÖBEKLİTEPE'deki 43 numaralı sütun ile Aristo'nun kitaplarındaki (Ay'ın dünya yörüngesinde olmadığı) gerçeği örtüşmektedir... Daha doğrusu, Aristo "Atalarımızın bize anlattığı Ay öncesi dönemler" derken... Ay'ın dünyaya çarpması ve daha sonra dünyanın yörüngesine oturmasıyla buzul çağına girmiş olacağı ihtimali ağırlık kazanmaya başlıyor... Çünkü 43 numaralı sütunda Akbaba'nın eline Ay'ı koyan tasvir var... İşte burada bilim adamlarının bütün bilgilerinin boşa çıkacağı ve korktukları gerçek bilgi şu oluyor: "İLKEL ADAM DİYE İNSANOĞLU'NU MAĞARADAN ÇIKAN ADAM" diye adlandırdılar... Ama o ilkel adamlar ise 43 numaralı sütundaki betimlemeleri yapıyor... Bunun anlamı, dünyanın tarihi ve Buzul Çağ'ının tekrardan yazılacak olmasıdır. Çünkü 43 numaralı sütun ve onun gibi yüzlercesi bütün medeni tarihçilerin bilgisini çöpe atacak güçte tasvirlerle bezenmiş... Hele ki resmi kaynakların sızdırdığı haberlere göre GÖBEKLİTEPE'de 200 tane sütunun olduğunu söylüyor(lar)... Daha doğrusu 72 sütunun kazılarla ortaya çıkarıldığını, ama 43 numaralı sütundaki bu gizemli ve bir o kadar dünya tarihini yok edecek muazzam bilgi tasvirinin daha ne anlama geldiğini bilmedikleri için araştırmacılar onun resimlerini çekebildiler... Kazıcıların e kazıcı araştırmacı mühendislerin, tarihçilerin, "Öylesine dikilitaş işte" hareketiyle hiç önemsemediler... 43 numaralı sütunda çizilmiş 2 resmi tasviri bütün dünyayı etkileyecek muazzam bilgiye sahip olacağını tahmin dahi edemediler... Hele ki Örmekler, yani Meksika'daki kazılarda çıkan çizimler ile, Sümerler'e kadar uzanan çizimlerin eşitliliği... Ve GÖBEKLİTEPE'deki aynı çizimlerin bir tesadüf olacağı asla söylenemez... Çünkü 43 numaralı sütundaki çanta figürlerinin aynısı bu diğer ülkelerdeki kazılarda da aynı şekilde ve aynı zihniyetle sütunlarda yerini almış... Demek ki o zamanki tarihçiler bu bilgileri ortak olarak paylaşmışlar... Çünkü hepsi o sistemi ve o evrensel gelişmeleri yaşamışlar... Yani "Dünyanın 10 bin yıllık tarihi var" dedikleri bilimsel bulguların hepsi tarihin çöp sepetine gitmiş oldu...
GÖBEKLİTEPE'DEN ÇIKAN BİLGİLER ŞU GERÇEĞİ AÇIKLIYOR: İLKEL İNSAN SÖYLEMİ PALAVRADIR.
Şimdi insanın aklına şu soru geliyor: "...Hani biz ilkel insandık.." Hatta "Bize söylenen ilk insanların 10 bin yıllık ilkelliği tarih kitaplarına yazılmışken, GÖBEKLİTEPE'deki 43 numaralı sütunu yapanlar da o ilkel insanlar değil mi?.." Ve "O ilkel insanlar bu bilgileri nasıl olur da resmederek evrensel teorinin kaderini böylesine belirlemiş olabilirler?.."
Hatta o binlerce yıl öncesi olan ilkel insanların dünyasında "Daha tekerlek bile icat edilmemişti..." Konuyu şuraya getirmek istiyorum: 10 ton ağırlığındaki ve 6 metre yüksekliğindeki 200 sütunu eğilimli bir araziden yukarı doğru çekmişler... Matematik hesabına göre de 400 kişiden fazla insanın bu sütunlara eğim kazandırabilmesi gerekiyor... (Ki böylesi bir güç ile yerleştirmeyi bugün bile yapamayız...) Üstelik ilkel insanlar dedikleri o zamanlarda daha insanların çatal, kaşık, bıçak ve kullanabileceği hiçbir şey teknik olarak yok denildiği halde... Bu sütunları nasıl yaptılar?.. Teknik olarak cevap bile veremeyecekleri tarihi sütunlar bilimi yerle bir etti...
Hatta iki sütun onları olağanüstü rahatsız etmiş durumda... Çünkü o iki sütunun haricinde daha yüzlerce sütunun GÖBEKLİTEPE'deki kazının daha da altında olduğunu... Küresel Güçlerin de "Eğer o sütunlar çıkarsa ve bizim kurmuş olduğumuz dünya düzeni sütunlardaki bilgilerle çürürse iste o zaman sistemimiz çöker... Buna müsaade edemeyiz" demişler... İyi güzel demişler de, Türkiye olarak biz neden dünyaya meydan okuyarak Küresel Güçlerin sistemini bozup Türk bilim adamlarının edineceği bulgularla dünyaya kafa tutmuyoruz?..
GÖBEKLİTEPE'yi Türkiye dışında takip eden diğer ülke halkları da aynen şunu söylüyor: "Artık 10 binyıllık tarihe bizi kilitlemelerinden bıktık - usandık..." İşte bize bu tarihi ve muazzam bilileri ulaştıran Ayhan Çakmur, 35 yılı aşkın saha deneyimine sahip bir sanat tarihçisi, araştırmacı ve profesyonel turist rehberimizdir..
IMMANUEL VELİKOVSKY'NİN ÇARPIŞAN DÜNYALAR TEORİSİ VE BUZUL ÇAĞ OKUNMASI GEREKEN ÖZEL BİLGİDİR..
Immanuel Velikovsky'nin Çarpışan Dünyalar (Worlds in Collision) teorisi de, M.Ö. 15 ve 8. yüzyıllar arasında Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerin yörüngelerinden saparak dünyaya çok yakın geçişler yaptığını ve büyük felaketlere yol açtıını öne süren alternatiif bir kozmoloji tezine de dayanmaktadır... İşte bu tür bilgileri bugünün bilim adamlarının bu teorilerin üzerinden giderek kendilerine özel bilgi yükledikleri yalanlarına dayatarak yazdıkları kitaplar da Velikovsky ve Aristo gibi bilim adamlarının tarihi bilgileri karşısında cahil kaldıklarını söylemek pek de abartı olmaz... Hele ki Buzul Çağı, bu tür bilgilerin gün yüzüne çıkınca (özellikle GÖBEKLİTEPE'deki muazzam tarih bilgileriyle) dünya tarihi yeniden yazılmaya mahkûm kalacağının gerçeğini anımsatmıştır... Hatta öğretmiştir...(Ki, Buzul Çağın bugüne kadar yapılan teorisyenci bulgucuların nasıl suya battığını rahatlıkla görebilmekteyiz... Hele ki Ay'ın ve ayrıca gökteki cisimlerin bu olay üzerindeki etkisiyle (O BÜYÜK PATLAMA) denilen dünyanın halini Ay'ın o kopuşuyla yeryüzündeki mevsimsel değişiliklerin tamamının nasıl değişikliğe uğrattığını... Ve bunun etkisiyle Buzul Çağın nasıl devreye gireceğini görmemek ve bu teoriyi desteklememek mümkün mü?..
GÖBEKLİTEPE'DEKİ O BİLGİ YÜKLÜ SÜTUNLAR, TASVİRLERİYLE BUZUL ÇAĞINI UNUTTURMAYAN BİLGİLERLE DONATILMIŞ...
GÖBEKLİTEPE bugünün bilim adamları için bir korku treni olmuştur... Ve o tren, her vagonunda öylesine büyük bilgilerle ulaşmamıza sebep olacak ki, dünya insanları bundan memnun olacak... Ama bilim ve ilim adamları dediğimiz insanların da nasıl bir kötü adam oldukları ortaya çıkacak (Ki, zaten çıkmış durumda... Çünkü GÖBEKLİTEPE'deki araştırmayı durdurmak, kendi narsist kişiliklerinin ve tepeden bakan bir hikmeti alânın kendilerine verdiği aşırı aşağılık oluşlarının duruşunu sergilemektedir...) Ne olursa olsun Buzul Çağı’nın kıyameti dünyayı allak bullak ederken, sonradan buz kütlelerinin erimesi sonrası oluşan tufanlar ve gökyüzünden gelen felaketler de GÖKBEKLİTEPE'yi haklı çıkarmaktadır... (Ki, Allah Kutsal kitapta, "Biz suyu dünyaya indirdik) der... Yani suyu da tufan sonrası BÜYÜK PATLAMADA sonrasında oluşan kıyamet sonrası, güneş ve gece ile gündüzü yaratarak yaşanır toprak haline getirmiş olması da aynı bir ruhani güzellikleri hatırlatmalıdır... İşte bu hatırlatmayı yine GÖBEKLİTEPE yapmaktadır... Ama bizim ülkemiz, bilim adamlarımız ve ilimle ilgilenenlerimiz ne bunu Allah adına ve kıyameti insanlara gerçekleri ve somut bilgileri ile ulaştırmanın derdinde... Ne de Küresel Güçlerin kurduğu yapay sistemi yıkıp yerine gerçek dinin de desteklediği GÖBBEKLİTEPE'deki tarihi tasvirleri yerine getirecek aklı taşımaktadırlar. Çünkü o sütunlar taaaaa binlerce yıl öncesinde görevlerini yerine getirmişler... Bizler ise, binlerce yıl sonra bile, binlerce yıl önceki tarihi olayı saklamaya çalışacak kadar tarihe kalleşlik yapıyoruz... Çünkü GÖBEKLİTEPE'deki o muazzam tarihi bilgilerle yüklü sütunlar, insanoğlunun ilkel değil, aksine müthiş bilgilerle bezenmiş şanlı bir tarihi yaşadıklarını gösteriyordu... Daha doğrusu (Buzul Çağın oluşturduğu felaketlerin unutulmaması ve akıl dışında kalmaması için biz insanlara ulaştırılması gereken sütunlar olarak) değerlendirmeliyiz.... Yani, ilkel adamlar dediğimiz bu muazzam adamlar, kendi dönemlerindeki yaşanan felaketleri bize ulaştırmak için bu sütunları yapmış olabilirler. Bunu neden böyle değerlendirmiyoruz?.. Sürekli hep "Sütun yapıp durmuşlar" diyerek kendimizi kandırdığımızın farkında olmalıyız artık... Ama o bilgileri saklamak da tarihe yapılan en büyük küfürdür... O küfrü şu anda biz de hak ediyoruz...
YA ARİSTO VELİKOVSKY'NİN KOZMİK TEORİSİ VE AY'IN OLUŞUMUNDAKİ O MUAZZAM YAPICI DOĞA HARİKASINA UZANMASI...
Aristo dönemine dönüp baktığımızda, antik çağdaki filozofların içinde bulundukları çok değerli tarihi yazarlarken (her nedense) Buzul Çağda yaşanmış olan büyük devasa patlamaların... İnsanoğlunun kırılma noktasına gelmesinin tarihi akışını yazmaktan aciz kalmışlardır... Çünkü bu konuda onları "Bundan habersiz kaldılar" diyerek tarihi geçiştirmiş olabiliriz. Ama ne olursa olsun bu tarihi tesadüflerden haberleri mutlaka olmuştur ve bunu yazmaktan resmen kaçınmış olabilirler... Neden mi?.. Nasıl ki bugün bilim ve ilim adamları dediğimiz ve tarihe kötülük eden cahiller tarihi yeniden yazmaktan korkuyorlarsa ve olası milyarlarca dolar parayı kaybedeceklerini biliyorlarsa... Tıpkı bunun gibi Aristo devrindeki bilim adamlarının da aynı gerekçe ile itibarlarını kaybedecekleri gerçeğini görerek tarihe ışık tutacak o gelişmeleri ve değişimleri yazmaktan kaçınmış olabilirler... Yoksa tarih adamları bunları yazmaktan asla kaçınmazlar... Hem de hangi yıllarda ve hangi çağlarda yaşamış olurlarsa olsunlar... Ama Buzul Çağı'nın dünya için bir miladın başladığını... Bu dengenin Velikovsky'nin kozmiksel teorisine müteakiben, Aristo'nun teorisindeki durağan olan evrenin ve dünyanın kendine göre anlayış eksikliğini ortaya çıkarmaktadır... (Ki, her iki teorisyenin de gizlediği ve sakladığı ve bunun da itibarları uğruna yazmadıkları daha binlerce bilgi olduğu kesinlik kazanmıştır...
Kısaca Ay'ın dünyadan kopuşu... Büyük patlama ile dünyanın devasa ve büyük evrensel kıyamete dönüşü... Yer yüzünün tamamen değişmesi... Yeni bir hayata adım atması için gereken bu patlamanın arkasından Tanrı'nın devreye girerek Kutsal kitaplarda belirttiği o muazzam bilgilerle ve surelerin ve ayetlerin bilimsel açıklamalarında görülmesi gereken Aristo'nun ve Velikovsky'nin düşüncelerindeki o muzazam teorilerinin hayat bulmasıyla bunu bize ulaştıranların GÖBEKLİTEPE'deki sütunlarla tarihi iyi anlamamıza yardımcı olmalarını kim inkar edebilir?.. Ancak inkar edenler, itibarlarının kayıplarından dolayı kendlilerine getireceği cahilliği GÖBEKLİTEPE'deki o tarihi sütunlar yüzlerine birer sille vuracak kadar güçlü olmuştur... Bakalım bunu bugünün bilim adamları ve kalleş tarihçiler ne zaman kabul edecekler?..
Bekleyip göreceğiz... Ama mantığımızı yürüttüğümüzde de, Aristo'nun Ay'ın yeniden doğuşunu... Kozmik olaylarla kaybedilen hafızanın teorisyeni Velikovsky'nin, Venüs ve Mars gibi gök cisimlerinin yörünge değişiklikleri sebebiyle Dünya'ya yaklaştığı vurgusunu ortaya çıkarması... Hele ki "kıyamet/tufan" devasaları yaratan muazzam bir olayın yaratılmasından söz eder (Ki, ben burada Allah'ın hatırlanmasını, O'nun devre dışı bırakılarak böylesi kozmik olayın tesadüflere dayandırılmasından uzak ihtimal olarak görmekteyim...)
Son olarak, "İlkel insanlar" denilerek işin içinden sıyrılan bugünün cahiliye bilim insanlarının yine bu konuda yanıldıklarını gösteriyor... Bu sonuca onları iten tabii ki GÖBEKLİTEPE olmuştur... Hele ki Aristo ve Velikovsky gibi felsefeci ve geniş teorisyenlerin ilhamlarına kapılarak dünyayı kökünden incelemek insanı çok güzel yeni bir tarihle yüzleştireceğine kesinlikle inanmak zorundayız... Çünkü GÖBEKLİTEPE'deki sütunlar... Kutsal kitaplardaki tarihi dünya, güneş ve ay üzerindeki alemetler üzerine yazılan bilgiler.. Sureler ve ayetler... Günümüz içinde bulunan palavradan bilim adamlarının anlattıklarının hepsinin birer yalandan ibaret olduğunu göstermiştir.
Evet, şimdi sıra Aristo'yu, Velikovsky'yi, Kutsal kitapları, Allah'ın surelerini - ayetlerini doğrular şekilde ortaya çıkacak tarihi bilgileri açıklamalarının zamanını kollayacakları güne kilitlendik... Hani bugün dini teorisyenlerin Allah kavramını ve Kuran'ın ve diğer Kutsal kitapların gerçeklerini anlatırken o aldatıcı teorilerinin de çöküşünün resmini bize GÖBEKLİTEPE tek tek göstermiştir...
Evetttttttt.....
Hadi bakalım... Bugünün o cesur ve itibarına itibar katacak ve Küresel Güçlerin sıkıştırdığı Yeni Dünya Düzenine Karşı kim ve hangi bilim adamı karşı gelecek?..
Bekleyip göreceğiz...