Dünyada hoş bir seda bırakıp giden babam: Prof. Dr. Hakkı Atun

Rahmetlik Babam Prof. Dr. İbrahim Hakkı Atun bundan tam 12 sene evvel ebediyete göç etti. Kendisi gitti ama kurucusu olduğu Van 100. Yıl Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Elazığ Veteriner Enstitüsü, Pendik Veteriner Enstitüsü gibi bilim yuvaları, KKTC’nin Üniversiteler adası olmasının fikrini ortaya atması ve adadaki eğitim kıvılcımını çakması gibi eserleri bu dünyada kaldı. Belli ki uzun bir müddet daha kalmaya da devam edecek.

 

Hükümetin kabul edemediği sistem: Atatürk

BUGÜN bozuk giden ekonominin gidişatını yandaşın yardımıyla ağır aksak götüren hükümet, tek başına kaldığının gerçeğini bir türlü hatırlamak istemiyorum... Hatta görmek istemiyor... Neden mi?.. Birincisi o kadar yandaş ve kandaşı olduğu halde bir tanesi ortaya çıkıp ekonomide kurtuluşun reçetesini hükümete veremiyor... Ama tek verebildikleri reçete, CHP KAPANSIN... Bunu yapan da, bir zamanlar babasının CHP’den vekil olan kişinin oğlu Mehmet Barlas. Adamlar öylesine CHP düşmanı olmuşlar ki, her kötü gidişin... Her bozuk programların sahibi olarak CHP’yi görüyorlar...

ABD’de hukuk lobisine 150 bin dolar zam

ABD’de hukuk lobisine 150 bin dolar zam​​​​​​​

Yılmaz Polat - Washington

Erdoğan Yönetimi’nin ABD’de sadece hukuk şirketlerine ödediği ücretler dudak uçuklatıyor.

‘Saltzman & Evinch PLLC’ adlı hukuk şirketinin ücretine 150 bin dolar zam yapıldı. Şirketin büyük ortağı Türk asıllı Günay Evinch’in hukuk şirketine ödenen ‘bir milyon yüz bin dolar (1.100.000) masraf hariç yıllık ücret, ‘bir milyon iküyüz elli bin dolara (1.250.000) çıkarıldı.

ABD asker yığıyor, Türkiye ise kımıldamıyor

DIŞ politikada öylesine hatalar yapılıyor ki, ne bunu soran (aslında sorabilen) var... Ne de inceleyen (yani inceleyebilen) var... Sadece gazete haberleri olarak yansıdığı için herkes oturduğu yerden ahkam kesiyor... Ama işin iç yüzünü ne araştıran bir babayiğit çıkıyor... Ne de siyasi hataların analiziyle hükümetin acemi politikasını masaya yatıranlar gündeme geliyor... Sadece ve sadece sarayın duruşuna... Sarayın dış politikasına... Sarayın ABD ilişkisine bakışına... Sarayın Avrupalı dostlarımıza yaptığı göndermelere ağırlık veriliyor..

ROMA’DAN ZAFERLE DÖNÜLDÜ!

Bir şeyin zafer mi yoksa hezimet mi olduğu nereden baktığınıza göre değişir. Örneğin Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), sonuçları itibarıyla Osmanlı için hezimet, İtilaf Devletleri için ise zaferdi. Bu konunun belirlenen hedeflerle de çok yakından ilgisi var.

Maaşlara süper zam da yapsalar ekonomi yine batar

İKTİDARIN partisi ekonomiyi o kadar batırdı ki, hiç sormayın... Düşünün daha düne kadar atıp tutan... Bütün her yerde ve her alanda ihracatla devlet ekonomisini yükseltmeyi değil, aksine ithal ekonomiyi öne çıkaran... Bunun ardından daha bir de bu yetmiyormuş gibi, elinde ne var – ne yok hepsini haraç mezat satmak yoluyla ülkeyi sıfıra indiren iktidar, bunu bir maharet sandı... İflas eden iş adamlarının mallarını da aynı düşünceyle haciz reyonlarına dizdiler... Özelleştirme bahanesiyle devletin bütün mallarını sıfıra indirdiler...

Erken seçim bir siyasi çöküşün sinyalini verir

SİYASET dünyası her zaman (kimi kötü – kimi iyi) haberlerle gelişir... Sonra büyür büyür ve beraberinde sorunları da büyütür... Karşınıza çıkmaz bir sokağı çıkarır... Oradan nasıl çıkacağınızı bilemezsiniz... Ve muhalefetin sıkıştırmasıyla olası bir erken seçim mevzusu gündeme gelir.. Bu gündem bile oy potansiyelini kaybetmeye mahkûm olmuş iktidarın bazen kurtuluş umudu oluverir... Günleri, arkasından ayları peşinden koşturan erken seçim olasılığı, gittikçe ciddiyetini korur... Ve iktidarın ERKEN SEÇİM tarihi aniden ve birden bire açıklanıverir... Bunlara hangi başlıklar eklenir?..

Cumhuriyet Bayramını kutlamayan mutlu azınlık var

NEREYE giderseniz gidin, Milli Bayramlarımız her zaman mutluluk ve coşkuyla kutlanır(dı)... Bunun böyle olması için başta ulus olarak asker sevgisi... Atatürk sevgisi... Ve O’nun kurduğu Cumhuriyet sevgisi sırayla dizilir... Milletin kafasında oluşan bu güzel olgu her zaman canlı ve taptaze olarak yarınlara taşınır... Taşırken de ebeveynlerin çocukları bu olguyla büyür ve çoğalırdı... Bunu engellemeye çalışan bir zihniyet oluştu... Ama bu yanlış bir olgu değildir... Yanlış bir inanmışlık değildir... Aksine bu demokrasinin temellerinin en sağlam şekilde atılmasına vesile oluyor demektir...